Eğitimin kesintili mi kesintisizi daha iyidir?

Yeni bir aya girmiş bulunuyoruz. Mart ayı hem Çanakkale Deniz Zaferinin kazanıldığı hem de İstiklal Marşı’nın kabul edildiği aydır. Milli Marş bir ülkenin en basit tanımı ile bağımsızlığının sembolüdür. Onun için bir ülkede milletine ve vatanına bağlı bir gençlik isteniyorsa o bakımından İstiklal Marşı’nın duygusunu yeni nesle aşılamak lazımdır. Okullara ve öğretmenlere bu manada çok büyük iş düşüyor. Vatan için, millet için kendini fedakârlık yapılacak bir nesil isteniyorsa bu damara dikkat edilmelidir. İstiklal Marşı törenlerine daha çok dikkat edilmeli ve bu duygu en kılcal damarlara kadar işlenmelidir.
 
Tarihimiz destanlarla dolu bir iftihar tablolarını bünyesinde barındırıyor. Bu zengin tarihi her ortamda yeri geldiğinde öğretilmelidir. Bu millet için şartlara bakmadan kendi için en değerli varlığı olan canını feda eden atalarının iman ve inancını öğrenmelidir. Yarın böyle zor şartlarda aynı fedakârlığı yapacak nesil bulmayız yaksa. Bu bakımdan böyle günleri en güzel şekilde anlamına uygun kutlanmalıdır. Maalesef son zamanlarda sanki Of’ta bu bakımdan bir gevşeklik görülüyor.
 
Eğitim öğretim temelli olarak yarının toplumunu yetiştirme faaliyeti değil midir? Madem öyle bu yolda yapılması gerekenleri bir gözden geçirmeliyiz. Okullarda belki de bütün okullarda eğitim faaliyetleri ikinci plana itilmiş durumdadır. Bütün konsantresi soru çözmeye odaklı bir yapıya dönüşü verdi okullar. Günde kaç soru çözüldüğüne dair alınan cevaplar iyi ya da kötü öğrenciler diye nitelendirmemize neden oluyor. Ders kitapları, etkinlik kitapları ikinci plana atılmış durumda maalesef. Bu topluma sadece sınav kazanacak insan mı lazımdır? Sınav kazandıracağımız kişiler bile sonuçta insanlarla muhatap olacaklar. Bunlara gerekli lazım gelen eğitim verilmezse onun da ileriki toplum için sıkıntılar doğuracağı muhakkaktır.
 
Toplumda yaşadığımız sıkıntıların temelinde eğitim sorunu olduğunu söyler dururuz. Madem temelde eğitim var. Öyle ise eğitimi gerçek manada icra etmek zorundayız. Bu sistem temelli gözden geçirilmelidir. İnsan ve toplum odaklı bir eğitim anlayışı ortaya konmalıdır. Çöpçüsünü, siyasetçisini, bürokratını, akademisyenini, annesini, babasını yetiştireceğiniz toplumun eğitim sistemi de insan odaklı ve çözüm odaklı olmalıdır. 8 yıllık zorunlu eğitim bu bakımdan sınıfta kalmıştır. Bu yasayı çıkaranlar zaten toplumu eğitmek için değil toplumu geriye götürmek için getirmiştir. Türkiye 8 yıllık kesintisiz eğitimle çok büyük kayıplar yaşamıştır. Başarabilen de başaramayan da 8 yıl bir fiil okulda tutularak heba edildi.
 
Şimdi zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılıyor. Elbette eğitmek önemlidir. Eğiteceğiniz kişiler kendi yetenekleri doğrultusunda yönlendirmeye tabi tutulursa toplumsal ihtiyaç ve farklılıklar giderilmiş olur. Türkiye bu yüz karası 28 Şubat uygulamasından vazgeçmelidir. Bunun işaretleri verildi umarım tüm yönleri ile tartışılarak ortaya çıkarılır. İmam hatiplerin orta kısımlarının çıkarılması nedeniyle karşı çıkmak bağnazlıktır. Tıpkı imam hatiplerin orta kısımları kapatırken yapıldığı gibi. Artık geçmişten dersler çıkararak önümüze bakmalıyız. Umarım yarınlarımız daha güzel olur.Şunu yapmamalıyız kesintili mi kesintisiz mi diye papatya falına bakar gibi bakmamalıyız.