Bir ülkenin en önemli görevi evlatlarını milli olarak yetiştirmeleridir. Çocuklar eğer milli bir eğitimden geçirilirse ancak vatan ve millet sevdalısı olarak geleceğe gidecektir. Bugün en önemli sorun çocuklarımızın milli ve manevi değerlere bağlı kalmadan yetiştirmeye çalışmamızdır.
Bakalım Japonya’ya! Japonlar çocuklarını milli ve manevi değerlere bağlı kalarak yetiştirmeye çalışmaktadırlar. Japon milli eğitimine daima olarak değerler ön planda olarak kaldıklarını göreceksiniz. Yada Finlandiya’ya bakalım onlarda aynı şekilde milli ve manevi değerlere bağlı kalarak evlatlarını yetiştirdiklerini görmekteyiz.
Tabi konu buraya gelmişken çocuk eğitiminin hemen önünde aile eğitimi de geldiğini unutmamalıyız. Bu ülkede çocuk eğitiminden daha az olmadan anne ve baba eğitimi geldiğini söyleyebiliriz. Çünkü eğitim psikologları yaptıkları bir önemli araştırmada şunu bulmuşlardır; Çocuk hayatını çevreleyen zaman diliminde bütün değer yargılarını beş yaşına kadar anne ve babasının yanında almaktadır. Bugün gelinen noktada anne ve babalar biz bir şey veremiyoruz çocuklar okula gitsin ve okulda Öğretmenlerden alacakları şeyleri alsınlar kanısına sahiptirler. Durum böyle olunca biz Öğretmenlerde çocuklar ömürlerinin en önemli aşamasında anne ve babalarının yanında değerlerini alması lazım geldikte alamadıklarında bizlerde çocuklarımızı vatan ve millet gibi değerlerin kazandırılmasında zorluklarla baş başa kalmaktayız.
Durum böyle ise yapılması gereken bu ülkede okullarda çocuk yetiştirmeye başlamadan önce anne ve baba eğitiminden geçmektedir. Bizler öncelikle anne ve babaları değerlerin kazandırılması adına yetiştirmemiz lazım gelmektedir. Çocukların yetiştirilmesine başlamadan önce anne ve baba eğitimlerini hayata geçirmemiz lazım gelmektedir.
Sonra Japonların yaptıkları gibi nasıl ki Japonlar ilkokul ve ortaokula gelen evlatlarını Hiroşima’da ve Nazakakide Amerikalılar tarafından atom bombaları atılıp Japonlar mağlup edilmişse Japonlar evlatlarını bu topraklara getirip evlatlarına “Bakın bizler buralarda teknolojik bir gerilikten dolayı yenildik ve bunca insanımız öldü! Öyle ise sizler çok çalışıp teknolojinin en üst seviyesine çıkarak art niyetli insanlara karşı vatanınızı ve milletinizi savunmanız lazım gelmektedir “ diyerek çocuklarını daha o küçücük zaman dilimlerinde milli ve manevi değerleri aşılamaya çalışmaktadırlar. Onlar yapabiliyorsa bizlerde vatanımızın hemen hemen tüm bölgelerinde dedelerimiz ninelerimiz biz torunlarına bu vatanı kanlarıyla bırakmışsa bizlerde evlatlarımızı bir Çanakkale’ye bir Anafartalar’a getirerek o en önemli çağlarında milli ve manevi değerleri aşılamamız lazım gelmektedir.
Basılı olan kitaplarda nasıl ki dedelerimiz ninelerimiz Osmanlı ve Selçuklular zamanında devletimizin büyümesi ve bir dünya devleti olmaları için buluşlar yapılmışsa her dersin işlenişinde bu büyük zatların işlenerek evlatlarımıza vatana millete hizmet aşkı kazandırmamız imkansız değildir. Mesela Tıp derslerinde bir İbni Sina işlenebilir. Mesela bir felsefede Farabi işlenebilir. Yada bir Astronomi dersinde Uluğ Bey işlenebilir. Vb. gibi diğer ilim dallarında da çağlara meydan okuyan bilim adamlarını ve din adamlarını ders kitaplarında işlenmesi sağlanabilir. Yada mimaride bir Mimar Sinan yada bir deniz bilimlerinde Piri Reis işlenebilir. Yada bir fıkıh dersinde İmam Azam Ebu Hanife işlenmelidir. Yada bir akaid dertsinde İmam Maturidi işlenmelidir.
Geleceğimiz evlatlarımızın eğitiminde takip ettiğimiz metodların gözden geçirilmesi evlatlarımızın zayi olmaması için elzem gözükmektedir…