Doğum

 Tuhaf bir durum. Rabbimizin canlı mahluklara verdiği olağan üstü bir olay. Dünya denilen hayata gözleri açma. İnanın doğum denilen yapı tam manasıyla büyük bir muamma. Hala hazırda bugünün tıbbıyla  bile ne olduğu tam manasıyla bilinmeyen bir bulmaca.

 

Neymiş efendim karı koca bir araya geliyorlar helalinden cinsel bir birleşme neticesinde Rabbimiz nasip ederse annemiz hamile kalıyor .Annelerimiz dokuz ay on gün karnında evladını taşımakta. Anne karnında nasıl olur ne olur kimse bilmez?!  Çocuk anne karnında ilk olarak kemikler yaratılır sonra  kemiklere et giydirilir sonra organlar yaratılmaya başlanır sonra da dokuz ay on gün sonrada ha bu zaman normal olan, bazı annelerimiz erken doğum yaparak daha önce de  bebeklerini  dünyaya getirirler.

 

Bakınız Rabbimiz Kur’an’ında Müminun Süresinde 14. Ayette konu hakkında ne de güzel bir yorum yapmaktadır. ”Sonra da nutfeden (bir noktadan rahim duvarına bağlı) bir alaka yarattık. Sonra alakadan bir çiğnem et (görünümünde) bir mudga yarattık. Bundan sonra mudgadan kemikleri yarattık. Daha sonra kemiklere et giydirdik (üzerini et ile kapladık). Daha sonra da onu, başka bir yaratışla inşa ettik (şekillendirdik). İşte böyle Allah, Mübarek’tir, En Güzel Yaratıcı’dır.” Ayet yaklaşık on dört asır önce geldiğini ne olur aklınızın bir köşesinde yer bulsun. Tıp denilen ilim dalı ancak bugünlerde Rabbimizin ifade buyurduğu yaratılış gerçeğine ulaşmış durumdadır. Önceleri saçma sapan bir takım hurafelerle bir insanın anne karnında ki hamilelik olayı yorumlanırken Kur’an tamı tamına on dört  asır önce anne karnında ki hamileliğe yorum getirmektedir. Hem öyle bir yorum ki bugünün tıbbı ancak bu konuda bizlere Kur’an’ın ifade buyurduğu gerçekleri haykırmaktadır. Bu hamilelik durumu bile Kur’an’ın tam manasıyla bir mucize olduğunu haykırmaktadır.

                 

Doğum denilen mucize olay anne karnında cereyan eden olağan üstü bir durum olduğunu annelerimizin hepsi ifade etmektedirler. Annelerimiz bu olağan üstü olayı yaşamak adına her hâlükârda hamile kalmak ve bu olağan üstü olayı yaşayarak nasipse anne olmak istemektedirler.

                 

Doğum dönemi akıl almaz bir dönemdir. Kocanın spermi ve annenin yumurtasının anne rahminde bir araya gelmesiyle Allah’ta nasip ederse  hamilelik başlamaktadır. Bakınız meni  fikhen çamaşırlarımızı kirleten bir necasetken anne karnında helal olan bir yapıya bürünmektedir. Çamaşırlarımıza meni  bulaştığında kişi bu necasetin suyla aynen idrar gibi  temizlemesi gerekirken anne rahminde  yeni bir hayatın başlangıcına imkan tanımaktadır.

                

Akıl alabilecek gibi değil! İman edip geçeceğiz. Doğumda Rabbimizin ne kadar güç ve kudrete sahip olduğunu bir daha anlamak nasip eder inşallah!...

                 

Bakınız bu doğum olayı o kadar sarsıcı ve zor bir durum ki Peygamberimiz hamilelik döneminde anne adayı bebeğini doğururken ölmesi durumunda annenin şehit olduğunu bildirmişlerdir.  Görüyorsunuz değil mi annelik ne kadar önemli bir durumdur.

                  

Doğumdan sonra yapılacak işlere sizlere beraberce bakalım inşallah;

Çocuk doğduktan sonra  bir bilen tarafından çocuğun sağ kulağına ezan  sol kulağına ise gamet okunması.

                   

Çocuğa dünya ve ahrette hayırlı anılacağı hayırlı bir isim takılması. İsim takılırken ismin manasının İslam’a ters olan bir mana taşımamasına azami dikkat edilmelidir. Peygamberimiz mana itibariyle dinimize ters olan birkaç ismi doğrularıyla değiştirdiğini unutmamalıyız.

                     

Çocuk birkaç günlük iken tahnik denilen yani tatlı bir şeyi çiğneyip bebeğin ağzına  sürme işini de unutmamalıyız.

                  

Eğer doğan çocuk erkekse ilk yedi günlük iken sünnet edilmelidir. Yok eğer yapılmasında bir mazeret varsa ergenliğe kadar yapılması ve ergenlikten sonraya mutlaka bırakılmaması lazım gelmektedir. Bu noktada bebeğin ilk aylarda sünnet yapılması yaranın iyileşmesi adına daha uygun olduğu tabipler tarafından söylenmektedir.

                   

Eğer bebeğin ailesinin hali vakti yerinde ise doğumun yedinci gününde bebeklerine hem kız hem de erkek evlada akika kurbanı denilen kurban kesilmesi sünnettir.   Akika kurbanın etinden vacip olan kurbandan herkesin yani kesenin,  kesenin ailesinin de yediği gibi akika kurbanın etinden de hem kesen  hem  kesenin ailesi hem de fakirler yiyebilir. Akika kurbanı adak kurbanı gibi değildir.

                  

Dünyamıza hoş geldin güzel bebek…