Diz çök Türkiye

Nasıl bir dünyadır ki merhametin esamisi okunmaz.  Böyle bir dünyada yaşamak belki de yaşamamaktır. Sadece çıkarların ve egoların tatmin edildiği bir hayat anlayışına sahip olan ve bu uğurda her şeyini ortaya koyan bir dünyadan bahsediyoruz. İnsan hayatının ve onurunun ayaklar altına alındığı, değerler diye bir şeyin kalmadığı, doğrunun çıkarlar ölçüsünde doğrulandığı bir değerler dünyasını yaşıyoruz.

 

Ülke olarak etrafımızdaki ateş çemberi gittikçe daralıyor. Zaten bölge olarak hiç ateşsiz, göz yaşsız dönem  yaşamadık. Bunun bilincinde ve tecrübesindeyiz. Bölgemizi kontrol etmek isteyenlerin bölge üzerindeki yegane formülleridir karışıklık, kargaşa ve istikrarsızlık. Nasıl oluyor ki aynı medeniyet havzasından beslenen bu bölge ülkeleri kendilerine bu kadar düşman haline gelebiliyor? Nasıl oluyor bizim de içinde olduğumuz Ortadoğu coğrafyasının asıl unsuru Müslüman olduğu halde Müslümanlar arasında birlikte hareket etmek gibi bir anlayış sağlanamıyor? Galiba birlik olmak ve birlikte hareket etmek sıkıntıların çözümü için sihirli kelimelerdir. Bunun karşısındaysa bölgenin maddi ve manevi  ganimetlerini elde etmek için en kısa yol kendinden olana kendini yabancılaştırmaktır. Ayrılık ve düşmanlıkta sınır tanımamakta elin gavurundan daha düşmanız birbirimize. Yakılan büyük ateşin alevleri yüzümüzü ve bedenimizi gittikçe yakarken bunun daha büyüğünün geleceğini görürken kimse bir kova su taşımıyor yanan ateş. Aksine elindeki suyu bırakıp benzin döküyor. Üstelik bu oyunu kuranlar, bu ateşi yakanlar yüksek yerden bakarak kahkahalar atıyor, bir de  aptallığımızla alay ediyorlar.

 

Türkiye en son kaledir; bu kalenin düşmesine rıza gösterenler, ona yardım ve yataklık edenler ne bu dünyada ne de ötede huzur bulamayacaklardır. Yaşadığımız savaşın şiddeti bundan sonra daha da artacaktır. Çünkü asıl büyük kale, asıl büyük lokma dışarıdadır. Bize kader diye düşmanlığı ihraç edenlerin yanında yer alanlar katiline aşık olanlardır. Bilmiyorlar ki bunlarla ittifak kuranların sonları da aynı olacaktır. Bugün Türkiye’nin karşısında oynanan oyunlarda özellikle İran’ın şer cephesinde yer alması eminim ki kaydediliyordur dünya Müslümanları tarafından. İran ile Batı bloğunun arasındaki bu bahar rüzgarı görünse de bu güz rüzgarı olduğunu İran çok yakında görecektir.  İran üzerindeki oynanan oyunlara Türkiye hep karşı durmuş, İran’ın nefes almasına hep yardım etmiştir Türkiye. Şimdi İran’da yaşanan bu sözüm ona bahar havasına güvenerek Türkiye aleyhinde kurulan oyunlara hem izin veriyor hem de aktif rol alıyor. Başkalarının acıları size mutluluk veriyorsa sizin acınız da başkalarına mutluluk verir.

 

Bugünlerde yaşadığımız çatışma ve adı konulmamış savaş halinde savaştığımızın sadece terör örgütü olmadığını Türk Milleti artık daha açık olarak görüyor. Bölgeyi ve dünyayı şekillendirmek isteyenlerle bölgeyi ve dünyayı yedirmek istemeyen Türkiye olduğu çok net anlaşılıyor. Türkiye’de yaşananların bir parti meselesi olmadığını bu belaları başımıza saranlar ve yerli avaneleri biliyor. Türkiye diz çökerse bölge diz çöker; bölge diz çökerse dünya diz çöker. Belki çok büyük bir söz ama  maalesef tarihi arka planımız bu projeksiyonu bize gösteriyor.

 

Yüzyıl önce bize kurtuluş reçetesinde zehir yazanlar koca Devlet-i Ali Osmanı yıktılar. Şimdi onun banisi olan Türkiye’yi bölmek, yok etmek istiyorlar. Dünkü senaryoda rol alanların nedametini, pişmanlığını çeşitli ifşaatlarla gördük ama iş işten geçmişti koca Osmanlı onların sayesinde tarihe karışmıştı. Yerli işbirlikçilerle sözüm ona  bizden olanlarla bunu yapmışlardı. Bugünkü meselenin özü de budur. Yerli işbirlikçiler sanki bizdenmiş gibi görünenler bu ihalenin peşindeler. Yeter ki Türkiye bölünsün, yeter ki Türkiye aradan çıkarılsın.

 

Türkiye’deki meseleye resmin küçük tarafından bakarsak ki bize buradan bakmamız salık veriliyor. Yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık gibi olaylar yaşanıyor öyleyse buna dur denmeli algısı işlenerek asıl büyük fotoğrafın görünmesi engelleniyor. Yolsuzluk, arsızlık, hırsızlık yapandan, buna çanak tutandan, hesap sormayandan Allah da millet de hesap sorar, soracaktır. Fakat mesele bize bunları gösterip ülke üzerinde siyasi proje yürütmek isteyenlerin oyununu bozma meselesi olduğunu görmeliyiz. Güçsüz ve siyasi istikrardan yoksun kendine ve başkalarına fayda vermeyen, kendi içinde kavgalı bir Türkiye’nin amaçlandığını bu resimden anlıyoruz. Türkiye bakalım bu resmin ne kadarını görecek ve ona göre tavrını koyacak? Bu anafordan çıkabilirse Türkiye hem dünya hem bölge hem de Türkiye kazanacaktır.

 

Dün Kürtlere “cennet” vadedenle bugün  “cennet” vadedenler aynı kişiler. Türklerden ayrı bir kader Kürtlere keder getirir. Aynı vatanda bir ve eşit kardeşçe bir yaşamı binlerce yılda gerçekleştirdik. Kürt siyaseti de Kürtlerin geleceğinin Türklerle daha iyi olduğunu ve olacağını biliyor. Ama bu onların ağa babalarının işine gelmiyor. Bu ihalede Kürtler isyan etmeli ki Türkler diz çöksün. Başaramadınız, başaramayacaksınız Allah’ın izniyle. Ya birlikte yükseleceğiz ya ayrılarak çökeceğiz.