Laf ola beri gele misali kazalı belalı ligi bitirdik. Her yarışta olduğu gibi bu yarışta da bir birinci olacaktı. Galatasaray bu ‘’temiz’’ ligde şampiyon oldu. Hayırlı ve uğurlu olsun. Bu şartlar altında alınan şampiyonluğa gerçek manada sevinen pek olduğunu zannetmiyorum. Çünkü ne oyun olarak ne de ortam olarak futbol ortamı kalmadı Türkiye’de. Geçen yıldan başlatılan ve yüzlerine, gözlerine bulaştırılan bir soruşturma hem geçen senenin hesabını açık bıraktı hem de bu senekinin tartışmalı hale getirdi. Taraftarlık duygusu adalet anlayışına galip gelirdi. Bu yüzden Türkiye’de sağlıklı karar verilemedi. Böyle giderse yine verilemeyecek. Alacağınız kararlarla suçluların vicdanını rahatlatmak isterseniz ancak böyle yapabilirdiniz. Adalet bekleyenleri saf yerine koyarsanız sonucu hiç de ummadığınız sorunlarla yüz yüze gelirsiniz.
Türkiye maalesef kişilerin hegemonyasında yaşıyor. Dün böyleydi, bugün böyle, bu gidişle korkarım yarın da böyle olacak. Kurallarla, kanunlarla yönetilmediği sürece hep aynı manzarayı göreceğiz. Biz böyleydik, böyle olmaya devam ediyoruz. Sevgimiz de aşırı nefretimiz de aşırı maalesef. Sevdiklerimizi göklere çıkarıyoruz; nefret ettiklerimizi yerin dibine sokuyoruz. Taraftarı olduğumuz takım en iyi takım; diğerlerinden hiçbir halt olmaz anlayışı bizi bir yere taşımaz. En üst makamdakiler için de böyle en alt makamdakiler için de böyle maalesef.
Senenin başında şike olayları ile başlayan Türk futbolunun kokuşmuşluğu en hat safhaya ulaştı. Trabzonspor- Fenerbahçe maçında taraftarların yaptığı tamamen yanlıştı. Bütün enerjisini Fenere veren taraftar takımını desteklemeyi bıraktı. Futbolcular da sahada gezindi durdu. Sonunda gelecek seneye Trabzonspor takımı taraftarı sayesinde 4 maç seyircisiz oynama cezası aldı. Suç ve suçlu kimse hak ettiği şekilde cezalandırılmalıdır. Ligin son haftasında oynanan Fener – Galatasaray maçında çıkan olaylarla ilgili verilecek cezayı merak edenler olabilir. Ben merak etmiyorum. Çünkü hukukun gücüne göre değil, güçlünün hukukuna göre karar alınacağını düşünüyorum. Hukuk sisteminiz adalet dağıtmazsa böyle anarşik faaliyetler olur. Hep tekrar ettiğimiz gibi benim suçlum iyidir mantığı ile baktığımız sürece bu nevi eylemleri göreceğiz.
Siyaset ülkenin sorunlarını çözmek adına vardır. Siyaset için, yeniden seçilme şansı kazanmak için popülist davranılırsa vatandaşın çözüm bekleyeceği yer neresi olabilir? Çözüm adresi olarak görülen makamlar sorunları derinleştiriyorsa vatandaşın kendi arasında yapacağı eleştiriden başka bir şeyi kalmıyor. Üstelik suçluya suçlu diyemezsen suçlu konumundaki kişi her yanlışını doğru zanneder. Bir gün gelir yanına kâr saydığı fillere güvenerek akıl almaz işler yapar. Bu sefer karşı çıksanız da bir anlamı kalmaz. Çünkü yanlışa baştan onay verdiniz. Artık bu girdap sizi daha da içine çeker, sizi boğar yok eder.
Geç gelen adalet, adalet değildir. Çünkü aradan geçen zaman birçok değeri ve emeği alıp götürmüştür. Hatayı hatayla temizlemek hatayı düzeltmez. Hata sarmalını artırır sadece. Hukuka güvenmek istiyoruz; ama hukuk kendine bir güvenebilse. Hak etmediğin bir şeyi istemek kadar adi bir durum yoktur. Hak ettiğin halde alamadığın haklar konusunda pasif kalmak da aynen öyledir. Çünkü haksızlıklara karşısında susmak dilsiz şeytanlıktır.