Dilimize Sahip Çıkalım

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, konuşma kabiliyetidir. Konuşmak, Allah Teâlâ’nın insanoğluna verdiği en büyük nimetlerdendir. Ama biliriz ki her nimetin olduğu gibi konuşmanın da yerinde ve gerektiği şekilde kullanılması gerekir. Zira insanlarla ilişkilerimizin sağlıklı yürümesi, dilimize yani konuşmamıza bağlıdır. Kulluğumuzun Yüce Yaratan katında değerli olup olmamasında da sözlerimizin, konuşmalarımızın büyük payı vardır.
 
Onun için her konuda bizlere yol gösteren yüce Kitabımız, söz ve ifadelerimize de dikkat etmemiz gerektiğini bildirmekte, bu konuda çeşitli uyarı ve tavsiyelerde bulunmaktadır. Ayet-i celile de: “Bir güzel söz, bir bağışlama, arkasından incitmenin geldiği sadakadan daha hayırlıdır” buyrulur. Yüce Rabbimiz, inciten, gönül kıran konuşmaların, yapılan sadakaların sevabını yok edeceğini bildirmiştir. 
 
Güzel söz söylemenin başlı başına bir sadaka olduğunu beyan eden Efendimiz (as), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Mümin karalayıcı, lanetleyici olmaz, edep dışı, çirkin konuşmaz, ağzı bozuk olamaz”.
 
Başkasının arkasından onun hoşlanmadığı bir üslupla konuşmak, koğuculuk yapmak, yalan yere şahitlik etmek, insanları çekiştirmek, alay ve iftira etmek, kaba ve incitici söz sarf etmek, sövüp saymak… Eskiler “Uslûb-i Beyan, aynıyla insan” derlerdi. Yani birinin konuştuğuna bakarak nasıl bir insan olduğunu anlayabiliriz.
 
Maalesef günümüzde bu sıkıntılı durumlar o kadar yaygınlaştı ki insanlar bir sıcak nefese hasret kaldılar. Yetişmekte olan yeni nesiller bunların etkisinde heba olup gitmektedir. Bir neslin kaybolması bir milletin felakete sürüklenmesi için yeterli derecede sebeptir.
 
Allah Rasulü (sav) “Siz bana dilinizi ve iffetinizi koruyacağınıza garanti verirseniz, ben de size cenneti garanti ederim” buyurarak, dilimize sahip çıkmanın önemine dikkat çekmiştir. Bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur: “Ademoğlu sabaha erdi mi, bütün azaları dile şöyle yalvarırlar: Bizim hakkımızda Allah’tan kork! Çünkü biz sana tâbiyiz. Sen istikamette olursan, biz de istikamet üzere oluruz. Sen yoldan çıkarsan, biz de çıkarız”.
 
Kimi zaman kendimizi kaptırıp, doğru veya yanlış olduğuna bakmadan bu söylentilerin ardına düşüp, kötü sonuçlar doğuran olaylara sebebiyet vermiyor muyuz? Bu konuda atalarımız ne güzel söylemişler: “Kılıç yarası iyileşir, dil yarası iyileşmez”, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı”.
 
Öyleyse dilimizi, Rabbimizin istediği şekilde terbiye edelim, kendi dilimizle kendi kişiliğimize, edep ve ahlâkımıza zarar vermeyelim. Güzel sözler söyleyerek ahlakımızı güzelleştirelim. Tatlı dil, doğru söz ve güler yüzlerimizle sevgili Peygamberimizin rahmet ahlâkını yansıtalım.