Dil öğretiminde nerede yanlış yaptık?

    Ülkemiz yetişmiş eleman bakımından her geçen gün daha kaliteli ve iyi yetişmiş insan gücüne ihtiyacı artıyor. Çünkü Türkiye kabına sığmaz olmuştur. Bu büyüme ve dünya üzerindeki etki yapma gereği iyi yetişmiş eleman ihtiyacımızı gözümüze sokuyor. Eskiden ülkemizin önemli kişileri hep belirli okullardan, özellikle bu ülkeye ve değerlerine yabancı okullardan çıkıyordu. Onlar biliyordu ki Türkiye’ye gerekli ne ise onu biz veririz. Yetiştirdiklerimiz ise işin doğası gereği bağlı olduğu bize hizmet etmeliler. Yani her yönü ile ülkeyi çepe çevre kuşatılmıştı. Şimdi ise artık Anadolu çocukları bir yerlere geliyor. Bu ise Türkiye’de normalleşmenin yaşanmasına imkân sağlıyor.
      Millet olma vasıflarının başta gelen saiklerindendir dil meselesi. Biz millet olarak yabancı dil eğitimi konusunda kocaman bir fiyasko yaşayan bir milletiz. Öncelikle şunu da söylemem gerekiyor. Yabancı dil eğitimi bir aşağılık kompleksi ile ele alınmamalıdır. Dünyada kendini kabul ettirmek adına kendi kültürünü ve değerini kabul ettirme adına yapılmalıdır yabancı dil öğretimi. Öncelikle kendi dilimizi dünyada kabul gören dil ailesine yükseltmeliyiz. Bu bizim asli görevimiz olmalıdır. Kültürü aktarmanın en başta gelen yöntemlerinden birisi dilinizi yaymanızdır. Dil bir yaşam biçiminin tezahürüdür. Benimsetip gönüllü olarak yaya bildiğiniz ölçüde diliniz sizi her yere taşıyabilir. Zorla, emperyalistçe kabul ettirmek istediğiniz takdirde uzun süreli bir verim alamazsanız.
 
     Osmanlı İmparatorluğuna kızan ve ona fethettiği ülkelerde emperyalistler gibi dilini ve dinini kabul ettirememesidir. Osmanlı gittiği her yere dil,din ve kültürel özgürlükler konusunda tam bir müsamaha göstermiştir. Bu belki ilk zamanlar tam olarak anlaşılamamıştır. Sonraki yüzyıllarda özellikle günümüzde Osmanlı’nın hayırhah ile anılması ve Osmanlı’nın çekildiği topraklarda özlemle aranması onun haklılığını gösteriyor. İngiltere, Fransa, İspanya gibi Batılı ülkeler gittiği ülkelerde zorla dillerini ve kültürlerini empoze ettirdiler. Şimdi belki o bölgelerde bu söylediğimiz milletlerin dilleri konuşuluyor; fakat halk o ülkelerden nefret ediyor.
 
     Ayrıca Osmanlı mütercimlik konusunda büyük sıkıntılar yaşamıştır. Özellikle gerileme ve dağılma döneminde alınan mütercimler yani dil tercümanları ajan olarak çalışmışlardır. Verdikleri yanlış bilgilerle yanlış kararlar alınmasına neden olmuşlardır. Osmanlı mütercimleri genel olarak çok müreffeh ve huzurlu bir yaşam içerisinde olan bundan dolayı millet-i sadıka olarak bilinen Ermenilerden seçilmişlerdir. Bu teslimiyet bize çok ağır bedeller ödetmiştir. Bu meselenin önemi fark edildiğinde çok gecikilmişti.
 
     Dil öğretimi konusunda yaptığımız yanlışlar yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ile devam etti. Dil öğretiminin gerekliliğine inandık. Ancak bu mesele için önemli atılımlar yapılmadı. Okullara dil dersi konuldu. Ancak bu eğitimi verecek öğretmenleri yetiştiremedik. Bu konuda en mağdur olanlardan birisi olarak görürüm kendimi. Çünkü 7 yıl imam hatipte 1 yıl üniversitede İngilizce eğitimi gördük ve İngilizce konuşamıyoruz. Sanki amaç dil öğretmek değil de öğretmemek olmuştur. Şimdi tuttuk bu işi ilköğretimin 3. Sınıfına kadar indirdik. Dil eğitimini plan, program dâhilinde iyi yetişmiş öğretmenlerle yapmadıktan sonra anasınıflarına da indirseniz dil öğretilemez. Dil öğretimi konusunda şayet bunu gerçekten istiyorsak biraz radikal olacak ama ben ithal İngilizce öğretmen fikrine katılıyorum. Bunca yıl çalışacaksınız: fakat hiçbir başarı sağlayamayacaksınız. Nerede böyle uzun süreli dil eğitimi verilip de başarısız olunması görülmüş bir durumdur? Demek ki bu işin temelinde iyi yetişmiş öğretmenlere gereksinim vardır.
 
     Bu yazıyı yazmamın en temel nedeni Mikdat Sarialioğlu İlköğretim okulunda TÖMER ile yapılan 4 yıllık İngilizce öğretimi protokolü olmuştur. Dil öğretimi konusunda doğru yol için neler yapılması gerektiğinin bir ifadesidir bu çalışmadır . İnanıyorum ki buraya giden ve istekli olan kursiyerler için iyi bir temel İngilizce dil alt yapısı olacaktır. Bunun için çalışan bu fikri ortaya koyan, bu heyecanı öğrencilere imkân olarak sunanlara teşekkür etmek gerekiyor. Bu yolda başarılar diliyorum.