Dershaneleri değil de okulları kapatalım!

Nereden başlamalı? Nasıl başlamalı? Kaç cümle geçirdim zihnimden bilemiyorum. Ama şunu biliyorum ki artık mesele geldiğimiz nokta itibariyle tamamen mecrasından çıktı. Yalın bir şekilde düşünüldüğünde dershanelerin kaldırılması bu şartlarda mümkün değil diyoruz hep beraber. Çünkü dershane olgusunu ortaya çıkaran bizzat eğitim sisteminin kendisidir. Suçlu aramaksa ille de meramımız siyasete yükleriz bütün suçu.

 

Söyleyeceklerimden herkes kendince alınsın ya da umursamadan yüz çevirip gitsin. Şöyle geriye dönüp bakıyorum da hepimizin bir dershane gerçeği vardır hayatında. Nasıl olmasın ki eğitim sisteminin getirdiği sınav bunu adeta teşvik etti.

 

Hem okulda eğitim öğretim vereceksin hem de bunu gereği gibi eğitim yapmayacaksın. Olur, şey değil. Okulların(öğretmenlerin) ihmalini veli dershanelerle giderme yoluna gitti. Kendince bir çözüm yolu buldu.

 

 En basit bilinmesi gereken bilgiyi bile okulda öğrenemeden mezun olup üniversite okumak isteyenlerin imdadı oldu dershaneler. Kendimden örnek verecek olursam; bugün ilkokulda öğrettiğimiz cümlenin öğelerini dershanede öğrenebildik ancak. Üzülerek söylemek gerekirse okullar ve öğretmenler yıllarca işlerini hakkıyla yapmadılar. Nasılsa işini yapsan da yapmasan da maaşını alacaksın diye mi düşünüldü bilemiyorum. Bir de vicdani yoksunluktaysa, öğrenciler tamamen harcanmış oldu. Bu tabloya göre okulları kapatmalı bence.

Peki, bugün bu tablo değişti mi? Kesinlikle hayır. Öğretmen yine görevini aynı anlayışla icra ediyor. Öğrenci bunun eksikliğini telafi için gene dershanelere koşuyor. Üstelik daha alt sınıflardan itibaren dershaneye gitmek zorunda kalıyor. Çocuklar hayatını yaşamadan test tekniği ile hafta sonu ve diğer tatilleri yaşayamadan çocukluğunu bihakkın yaşayamadan topluma karışıyor.

 

Dershanelerin durumuna gelince. Eskiden dershaneler bu kadar çok değildi. İl merkezlerinde bulunan dershaneler şimdi ilçelerde üstelik bazı ilçelerde birden fazla dershane bulunmakta. İşin maddi boyutu artarak büyük bir ekonomik sektör oldu. Dershaneye kayıt yaptırmak öyle kolay herkesin başvuracağı bir yol değildi. Dershane öğretmeni eskiden büyük paralar alırken bugün neredeyse asgari ücrete çalıştırılıyor. Böyle olunca dershaneler de öğrenci olsun da ne olursa olsun mantığıyla haraç mezat öğrenci alıp sürümden kazanmanın yolunu tutuyorlar. Bu yol nedeniyle dershanelerin durumu okulların durumuna dönüştü. Gayretsiz, performansı düşük öğretmenlerle de başarı sağlanamıyor. Başarılı öğrenci zaten başarılı oluyor sınavda istediğini alıyor. Ötekilerle zaten gereği gibi ilgilenilmiyor. Kiminin parası kiminin duası deyip herkes halinden memnun bir şekilde devam ediyor.

 

Dershaneler başka ne yaptı? Cemaate bağlı olanlar fakir fukara ama zeki çocuklarını alıp ellerinden tutup maddi sıkıntılarını anlayıp onları dershanelerine kaydettiler. Dini konularda ve cemaatin hizmetleri konusunda yetiştirildiler. Bunun karşısında olan düşünceliler de kendi ideolojilerine uygun yükleme yaptılar. Pasta büyüdükçe daha çok öğrenci daha çok öğrenci oldukça daha büyüyen cemaatler oluştu.

 

CEMAAT :Dershaneler konusunda kendini o kadar bağlamış ki bunu bir varlık sebebi addediyor. Hükümet kapatacağım dedikçe daha agresifleşiyor. En onulmaz en yakışıksız sözler çıkıyor ağızlardan. Hizmet ehlinden bunları duymak Müslüman biri olarak yaralayıcı oluyor. Dün ‘’düşman olarak görülen kişiler’’ otorite kabul edilerek destek görüşleri alınıyor. Çoluk çocuk televizyonlarda salya sümük ağlatılarak tek gündem varmış gibi haberler yapılıyor. Bu tek kelimeyle inandırıcılıktan uzaklaştırıyor.

 

Eğer amaç elde edilen cemaat büyüklüğünü düşünerek siyaset yapmak veya siyaseti dizayn etmekse buna kimse izin vermez. Bunu kimse de haklı görmez. Hükümete verilen desteği ortaya koyup adeta hükümeti nankörlükle suçlamak nankörlük olmaz mı? Sonuçta hükümetin işi vatandaşların yolunu açmaktır. Nitekim içeride ve dışarıda önünün açıldığını biz biliyoruz da cemaat mensupları mı bilmiyor. İş hükümetin genel siyasetindeki muktedir olma noktasındaki rahatsızlıksa ki son zamanlarda ortaya konan bazı örnekler buna işaret ediyor. Buna kimse müsaade etmeyecek.

 

HÜKÜMET:  Mantık olarak sınavlar oldukça öğretmenlerin bu tutumları oldukça bu sistemi değiştiriyorum demekle sınav değişmez. Başbakana Milli Eğitimin içindeki hantallık, vurdumduymazlık anlatılmamış sanırım. Eğitim reformu sağlanmadan bu geçiş ölü doğar. Performansa dayalı eğitim getirilmeli. Yatanla çalışan aynı tutulmamalıdır. Okul görevini yapmadıktan sonra dershane yoksa vatandaş sınav olduğu sürece çocuğunu özel ders aldıracak. Söylendiği gibi bu da merdiven altına iter insanları. Karalı olmak iyidir ama herkesle diyalog kanallarını açık tutmak daha iyidir.

 

Ben şahsen eğitimin devlet kontrolünde özel sektör tarafından yapılmasından yanayım. Ülke olarak daha büyük başarılar sağlanır. Eğitimin kalitesi için özel okulların teşvik edilmesi ve sayılarının arttırılacak olması ücretlerin düşme ihtimali umut verici görünüyor.  Yoksa fahiş fiyatlar olacaksa bu yine zengin çocukların lehine olacaktır.

 

Aynı inançlara sahip olanların birbirlerine kullandıkları dil çok yaralayıcı oluyor. Bundan vaz geçilmelidir. Yarın birbirimizin yüzüne bakacağız. Olmadı kıyamette bunun hesabını vereceğiz. Dünya sadece dünyadan ibaret değil üslubumuza dikkat etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki kimse dediği kadar masum değildir.