Denizlerin intikamı

Dün sabah okula gitmeden uğradığım çay evinde çok güzel bir sohbete iştirak ettim. Konu denizlerimizde balık kalmadığı üzerindeydi. Aramızda konu hakkında ilgili de bir ağabeyimiz vardı. Bu ağabeyimiz balık komisyoncusuydu. Herkes dağarcığında ki kadar sohbete iştirak ediyordu. Genel kanaat denizlerimiz bilinçli olarak bitirilmekteydi.

Konu hakkında malumat vermeye geçmeden önce TRT belgeselde verilen bir belgeselle yazıma devam etmek isterim. Konu deniz balıkçılık hakkındaydı. Elin yabancılarında o derece bir kanunsal düzenlemeler yapılmış ki adamların balıkçıları okyanusta bile kanunlara uydukları gözlenmekteydi. Balıkçıları okyanusta tuttukları balıklarda dişileri ve kanunda küçük olarak tanımlanan uzunlukta ki balıkları denize geri atmaktaydılar. O yüzden boş yere söylenmiyor adamların yaşantıları bizlerin dinimiz gibi bizlerin yaşantıları adamların dinleri gibi! Gerçekten bu söz son derece doğru bir söz olarak karşımızda durmaktadır.

Özellikle ülkemizde ki balıkçılık avcılığında bilinçsiz ve kasıtlı uygulamalar balıkçılığımızı bitirmek noktasına getirmiş durumdadır. Balıkçılarımız gerek trol denilen ağlarla avlanmaları gerekse zamansız avlanmalar ve gerekse açıklarda değil de deniz kenarlarında avcılık gibi sebepler denizlerimizde balıkçılığı bitirdi ve tezgahlarda başlıklarımızın sayısı ve çeşidinin azalmasına hatta bugün olduğu gibi bitmesine sebebiyet vermiş durumadır. Özellikle zamansız avlanmalar balıklarımızın bitmesine sebebiyet vermektedir. Balık avcılığında küçük yavruların yakalanması ve dişilerin yakalanıp tezgahlarda satılması denizlerimizde balığı bitirmek noktasına getirmiş durumdadır. Bugün balık avında denize açılan tekneler küçük büyük , dişi erkek demeden avlanması buna sebebiyet vermiş durumdadır. Özellikle trol denilen ağlarla avlanma deniz tabanında ki balık yuvalarını darmadağın etmekte ve balıkların büyüyüp çoğalmasına imkan vermemektedir.

İşin bir de balıkçılarımızda ki para hırsıda buna eklendi mi işin içerisinden çıkılması imkansız bir durum oluşturmaktadır. Çünkü balıkçılarımızın para uğruna ihtiyaçtan fazla balık yakalayıp tezgahlara sattığına şahit olmaktayız.

Diğer gerek tarla gerek deniz ve gerekse hava hayvancılığında ki tutarsız ve kafadan uygulamalar hayvanlarımızın soyunu bitirme noktasına getirmiş durumdadır. Nasıl ki bugün denizlerimiz bitmişse aynı şekilde kara hayvancılığında ki avlanmalarda kara hayvanları sayısında önemli bir azalmaya hatta bitirme noktasına getirmiş durumdadır.

Tüm bu hayvancılık avlanmalarında en önemli görev Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızda olduğu halde bu bakanlığımızın önemli bir adım atarak gerekli yasal düzenlemeleri yapmadığına ve eğer gerekli yasal düzenlemeler varsa da yerinde uygulanmadığına takipçisi olmadığına şahit olmaktayız. Tarım bakanlı gerekli yasal düzenlemeleri yapmalı ve acil olarak takipçisi olması lazım gelmektedir. Yok eğer gerekli adımlar atılmazsa korkum odur ki yakın bir zaman diliminde ülkemizde denizde avlanacak hayvan kalmaması söz konusu olabilir. Bu durumda hem avlananları zora sokacaktır hem de hayvanlarımızın sayısında ciddi bir azalmaya sebebiyet verecektir.

Balıkçılarımız ne yapmalı?!

Öncelikle avlanmaya eylül ayında değil de ekim kasım ayında avlanmaya çıkmalı. Kullandıkları ağlarda küçük ağızlı değil de büyük ağızlı ağ kullanılmalı. Küçük balıklar içersinden çıkıp gidebilmeli. Yuvalar dağıtılmamalı. Dişiler tekrar gerisin geri denize atılmalı.

Avlanmalar yakınlarda
değil uzaklarda yapılmalı. Halkımızın ne kadar ihtiyacı varsa o oranlarda avlanma yapılmalıdır. Kanunlara uymayanlara en ağır cezalar getirilmeli hatta teknesi elinden alınmalı ve ehliyeti iptal edilmelidir.

Nerde o eski balık tezgahları?...