Darbeciler yargılanırken

     Her medeni ülke ve millet gibi biz de normal bir hayat yaşamak istiyoruz. Eskiye göre bugün buna çok daha yakınız. Bu değişimin önünde tarihin akışı içerisinde kimse duramayacaktır. Çünkü zaman değişti. Derenin altından çok sular aktı. Sistem istemese de zaman bize buna yap diyor. Bu değişimin önünde değil arkasında olarak pozisyon alınmalıdır. Sürüklenen değil sürükleyen olmak gerekir.
 
     Yarınımız, bugünümüzden iyi olması beklentisi hepimizin hakkıdır. Yaşama sevincimizi diri tutan sebeplerin en önde gelenidir bu. Geçmişte yapılan hatalardan imtina ettikçe gelecek daha aydın ve hayırlı olacaktır. Ülke olarak çok yanlışlarla karşı karşıya kaldık. Bu hatalar sebebiyle çok zaman yitirdik. İşte şimdi, bu yanlışlardan uzaklaştığımız sürece doğruyu bulmaya doğru ilerliyoruz. Önemli olan kaybettiklerimizin yerine koyacaklarımızdır. Kaybettiklerimizin ne kadarını ne hızla geriye getirirsek o kadar çabuk çıkarız bu girdaptan.
 
    İnsanlar hatalarından dönmek istemeseler bile zaman onları bir şekilde hatalarından döndürebiliyor. İletişim çağını yaşıyoruz. Bu çağın en önemli etkileri değişim ve gelişim bütün dünyayı aynı anda etkiliyor. Dün kendi heva ve hevesleri için ülkenin enerjisini birbirine düşürmekte arayanlar vardı. Üstelik bunlar geçer akçe idi. Bugün bunlar artık tedavülden kalktı. Her ne kadar tedavülden kalksa bile bunun tortuları var. Var olmaya devam edecektir. Önemli olan onların azının sesi çoğunluğa galebe çalmamasıdır. Bu konuda ümitlerini kırmak gerekir bu fosillerin.
 
     Geçmişe bakarak geleceğimizi doğru ve sağlam bir şekilde kurgulamak icap ediyor. Dün milletin silahını millete doğrultanlar vardı. Millet adına millete meydan okuyanlar vardı. Milletin enerjisini, farklılıklarını kaşıyarak heba edenler vardı. Şimdi bunların hepsi aynı merkezden yönetildiğini öğreniyoruz. Örtülü olarak söylenenlerin hepsinin aşikare söylendiğine tanık oluyoruz. Resmi belgelerle hepsi ortaya saçılıyor. Halkın zihninde şüphe uyandıran olayların aslında faillerinin çok da uzakta olmadığını öğreniyoruz. Bu bilgi ve belgeler geçmişin hesabını görme adına çok önemli olarak görülmelidir. Geçmişle tam olarak hesaplaşılmadan geleceği sağlam kuramayız. Türkiye tam olarak geçmişi ile hesaplaşmalıdır. Her türlü hukuksuzluk ve keyfilik sorgulanmalı ve yargılanmalıdır. Bunu yapamadığında bu yara yarım bırakılırsa kangrene dönüşür. Yarına daha büyük tehlikelerle yüz yüze kalırız. Yarına daha büyük fatura ile yüzleşmek zorunda kalırız.
 
     Her kişi ve kurum kendi alanında enerji harcarsa daha az yorulur ve daha çok başarılı olur. Üstüne vazife olmayan işlerle uğraşmak millet olarak bize çok bedel ödetti. Bundan sonra ödetmesin. Ancak millete bedel ödetenlere bunun bedeli sorulmalıdır. Kendilerinin layüsel olduklarını sananlara bunun böyle olmadığı gösterilmelidir. Sonuçta her kurum ve kuruluş Türk Milleti adına iş yapıyor, yapmalıdır. Aksine hareket hukuk dışına çıkmak olur. Hukukun dışına çıkanlar yargı önüne çıkarılmalıdır. Hukuk her medeni ülke gibi bizim de ortak paydamız olmalıdır.
 
    Bence şu geldiğimiz nokta çok önemlidir. Bu ülkede halka karşı yapılan her girişim halk tarafından nefretle karşılandı. Bu nefrete rağmen halk tepkisi istismar edilmesin diye, ülkesi ve milleti daha büyük zarar görmesin diye tepkiyi içine attı. Bir gün gelecek bunun hesabı sorulur diye ümidini kaybetmedi. Şimdi sembolik de olsa artık darbecilerden hesap soruluyor. Millet adına hesap soruluyor. Bu aslında ülkemiz adına bir milattır. Dünün yumruğun gücü vardı. Bugünün hukuk gücü var. Hukuk gücü ne kadar iyi çalıştırılırsa huzur ve güven o derece artar. Ülkeler hukukla yönetildiğinde zenginliği artar. Huzur ve refahı artar.
 
     Seçim sonrasında artık tüm karar ve kuralların yerleştiği daha özgürlükçü herkesi kuşatıcı korkulardan uzak insanın onuruna yaraşır bir anayasa yapılmalıdır. Darbelere, hukuksuzluğa geçit vermeyecek; kurumların kuruluşların kendi mecrasında akacağı bir anayasa yapılmalıdır. İktidarlar değişse de kural ve kaidelerin değişmeyeceği, hakkın ve hukukun üstün tutulacağı herkesi asgari müşterekte buluştuğu bir anayasa bu millete kaybettirdiklerini belki geri getirmeyi başarır. Kuralların olmadığı, keyfiliklerin olduğu yerde biz bu süren davalar gibi davalarla çok uğraşırız. Ümidim o ki bütün siyasi partiler anayasa değişikliğinin yapılmasını vaat etmeleridir. Bekleyeceğiz ve göreceğiz. Biz de birinci sınıf bir ülke vatandaşları olarak kendimizi görmek istiyor ve bekliyoruz. Yarınlarımızın daha mutlu, huzurlu, güvenilir ve yaşanılabilir bir Türkiye ümidiyle…