Çürümüş siyasetin ömrü kısa olur

Yeryüzünde yaşayan her canlı gibi insanın da amacı mutlu yaşamaktır. Bu canlılar için bir yaşam felsefesi anlamına geliyor. Aslında gerçekleşmesiyle mutlu olunacak bir ideal için çalışmak da mutluluk verir. O bakımdan insanın hayatında bu düstur daha büyük anlam kazanıyor. Zaten insanoğlunun buradaki sorumluluğu süreçteki çabasıdır, sonucu kendi takdir edemiyor. İşte insan için asıl sorun da burada ortaya çıkıyor o da süreçte yapması gerekip de yapmadıklarıdır.

 

Üstlendiği görev açısından insanın değişik alanlarda etkisi tüm toplumu etkileyebiliyor. Mesleki olarak baktığımızda bu kurum siyasettir. Siyaset, sorun çözme sanatı olarak toplumun mutluluğunu ya da iyi kullanılmadığında hüznünü top yekûn artıran sorumluluğu mühim bir meslektir. Amacına uygun çalıştığında hayırhah bir meslek olsa da amacına uygun çalışmadığında hesabı ağır bir meslektir. Şu da bir gerçektir ki maddi ve manevi sorumluluğunun ağırlığını hissetmeyenlerin gerçek anlamda toplumun mutluğunu da umursamazlar. Yükü ağır, pahası büyük bir mesleğin manevi ağırlığı da büyüktür. Bunu bilmeden girildiğinde hüsran ve zulüm yaşanması kaçınılmazdır. Öyleyse siyaset ve siyaset üreten siyasetçiler neye talip olduklarını bilmeliler. Gelişi güzel bir statü elde etmenin hülyası siyasetin kalitesini düşürmemelidir.

 

Milletlerin siyasal tarihlerine bakıldığında inişli çıkışlı devirler yaşadığını görüyoruz. İnişlerin ve çıkışların olduğu dönemlerde siyasetçilerin yani yönetenlerin meziyetleri ve idare tarzları dikkat çekiyor. Bu anlamda gerek filozoflar, gerekse diğer sosyal bilimlerle uğraşan ilim adamları yöneticilere yol göstermek, halkın refahını artırmak, güçlü ve mutlu millet inşa etmeye çalışmışlar. Bu anlayışla   "siyasetname" adlı eserler yazmışlardır. Devletlerin ve milletlerin hayatlarında belli tecrübeleri ihtiva eden siyasetnamelere ilk çağlarda rastlamak mümkündür. Aristo, Eflatun, Sokrates gibi filozoflar yaşadıkları dönemleri de aşan sonraki çağları da etkileyen hatta etkisi bugüne kadar ulaşan yönetimle ilgili eserler yazmışlardır. İslam Tarihinde ise İbni Sina, Farabi, Gazali gibi başat âlimler siyasetname eserleri yazarak yöneticileri uyarmışlardır. Türk tarihindeyse ilk örnek Orhun Yazıtları sayılır. Türk Milletinin Çin'e karşı kayıplarını ve istikbaldeki hataları önleyecek önerileri ihtiva eden bu eserlerden başka nice eser yazılmıştır. Ünlü Selçuklu Veziri Nizamülmülk'ün Siyasetnamesi kendi çağından daha sonraki çağlarda etkisini sürdürmüştür. Karahanlılar döneminde Yusuf Has Hacib'in yazdığı Kutadgu Bilig eserinde bugünkü yöneticilerin ders alacakları çok başlık vardır. Gelenek Osmanlı'da da devam etmiştir. Hem tercüme eserler hem de yeni müellifler bu alanda eserler kaleme almışlardır. Aşıkpaşazade gibi, İdrisi Bitlisi gibi, Lütfü Paşa gibi, Koçi Bey gibi niceleri siyasetçilere devlet yönetiminde başarılı olmak, hata yapmamak, devletin ve milletin birlik ve dirliğini sağlamak için daha nice eserler vermişlerdir.

 

 Dünden bugüne gelinen noktada yaşanan başarısızlıklar zaman değişse de yapılan hatalar hep aynı oluyor. Günümüzde özellikle "Padişahım çok yaşa" anlayışı hem yöneteni hem de yönetilene başarısızlıklar veriyor. Bir de günü kurtarma adına "menfaat dostlukları" ya da dereyi geçene kadar akrabalık tesis etme anlayışı büyük yıkımlara neden oluyor. Yanlışı ve yalanı bir makam, mevki kazanma adına normalmiş gibi kabul etme düşüncesi çağdaş siyasetin yumuşak karnı haline getirilmiş. İyiler (işi bilenler) değil yönetilebilir olanlar seçilerek yukarıların zorlanmasının önüne geçilerek koltuklar "sağlama" alınıyor. Koltuklarına güç katanlar değil koltuklarından güç alanlar iş başına getirilerek koltuk sahiplerine kul yapılıyor. Böyle yapmak suretiyle güçlü yöneticilerin doğması engelleniyor. Sorgulamayan, koşulsuz itaatkârlar yönetimlere getirilerek yönlendirmesi ve değiştirilmesindeki sıkıntılar engellenmiş oluyor. Yanlışını söyleyenden intikam almak suretiyle yeni başarısızlıklara davetiye çıkarılıyor.

 

Ülke olarak geri kalmışlığımızın ve kaybettiğimiz zamanın ne kadar büyük olduğunun bilincinde olarak siyasete ve siyasetçiye kalite getirmek zorundayız. Adaletin olmazsa olmaz bir idare kuralı olduğu baştan kabul edilmelidir. Yanlışımızı görmezden gelip alkış tutanlara kapılar kapatılmalıdır. Gelenin keyfi için doğruya, yanlış demeden geçmişe küfretmeye fırsat verilmemelidir. İdareciler altındaki çalışanların çokbilmişinden değil cahilinden zarar geleceğini bilip bu ayrımı iyi yapmalıdır. Bugün dünyada siyaseti güçlü kılan bilgidir, bilgiyi kullanma gücüdür. Günü kurtarmanın derdinde olan, yetkiyi paylaşmaktan korkan, eleştirilmekten çekinen bir tutum, insanı makamına bağlamaktan ve onu savunmaktan başka bir iş görmez. Kurumsallaşamayan, kurallaşamayan bir siyasetin ömrü kısa olur. Sonunda intikamcısı da çok olur.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet VURAL
Mehmet VURAL - 5 yıl Önce

güzel bir yazı.Yalın ve akıcı özelliği olan yazılarının devamı dileğiyle.Bütün çalışmalarında başarılar dilerim.Rabbim yar ve yardımcın olsun.Amin.

Galip DELİBAŞ
Galip DELİBAŞ - 5 yıl Önce

Dört başı mamur bir yazı.

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21