banner80

Çevre duyarsızlığı geçmişe ve geleceğe ihanettir

Her geçen zaman insanlık felakete gidiyorken bu felaketi önleme adına insanlık neredeyse hiçbir şey yapmamaktadır. İnsanlık kendi eliyle bozduğu tabiatta bir dengesizlik meydana getirmiş bu da dünyayı tehdit eder hale gelmiştir. Oluşan dengesizlik sonucunda yaşanan felaketlerin daha büyüklerinin yakın gelecekte yaşanacağı bilim insanları tarafından ifade edilmektedir. Dünyayı yöneten ve elinde gücü bulunduran hegomon güç ise bu duruma aldırış etmeden daha çok kazanma ve daha çok güç elde etmenin ihtirasından vazgeçmemektedir.

Çevre, bize atalarımızın mirası torunlarımızın emanetidir. Onun için bu mirasa sahip çıkmak atalarımıza ve geleceğimiz olan evlatlarımıza karşı vazifemizdir. Konunun önemine binaen yaşadığımız çevreyi tıpkı evimiz gibi sahiplenmeli ve onun için çaba göstermeliyiz. Çevremizi koruyup, kollamalı miras olarak aldığımız geçmişimize vefa gösterip gelecek nesillere sağlam olarak emanet etmeliyiz.

Allah, insanı ve yeryüzünü mükemmel ve dengeli bir düzende yaratmıştır. İnsan yaratılış doğası gereği güzellikleri yapmaya meyillidir. Lakin güzellikler yapmak, güzellikleri yaşatmak o kadar da kolay değildir. Aksine büyük emeklerle yapılan güzellikleri yıkmak ise çok kolaydır. Onca emek verirsiniz, bin bir meşakkate katlanır; herkesin taktir ettiği, beğenip imrendiği bir eser, bir güzellik bin bir zorlukla meydana getirirsiniz. Onca emek ve zahmetle ortaya konan güzellikler kendini bilmez, emeğe ve alın terine saygısı olmayanlar tarafından bir anda yakılıp, yıkılıp üzerinden geçilerek tarumar edilmesine çokça şahit olunmuştur.

Genelde söylediğimiz, eleştirdiğimiz şeyler yakın çevremizde de vuku bulmaktadır. O kadar zahmet verilerek yapılan, toplumun hizmetine sunulan güzellikler kendini bilmez, çevresinin faydasını tanımazlar tarafından yerle yeksan edilmektedir. Eskiden köylerde yaşam ve dayanışma çok önem arz ederdi. Köylerde bazı hizmetlere çok önem verilir, o hizmetler sadece maddi olarak değil manevi olarak da desteklenirdi. Yol, su, elektrik, okul, cami, köprü, değirmen gibi amme hizmetine taalluk eden bu yapılara ayrı bir değer ve ehemmiyet gösterilirdi. Herkesin ortak malı sayılır, çoğunluk tarafından korunup, kollanır adeta vakıf malı hükmünde görülerek bu hizmetlere karşı olanları toplum hoş karşılamazdı. Bunun nedeni sadece bu hizmetlere zor kavuşmaktan mı kaynaklanıyordu? Ya da herkesin maddi ve manevi olarak desteklediğinden mi kaynaklanıyordu? Hizmet alamamanın vermiş olduğu hizmet yoksunluğu muydu? Soruları artırmak, yenilerini eklemek pek mümkündür.

Peki, bugün neden yapılan hizmetlere toplum olarak gerçek değerini vermiyoruz? Onlara karşı özeni, onları korumak ve yarına bırakma noktasında eksiklik gösteriyoruz? Belki de bu; emek vermeden ya da emek verenlerin emeklerini bilmeden kaynaklanıyordur. Ne olursa olsun yapılan her hizmetin bir kaynağı, bir emeği, bir sorumluluğu vardır. Bir şehirde, bir kasabada, bir köyde veya mahallede yapılan alt ve üst yapı eserler o toplumun ortak değeridir, öyle telakki edilmelidir. Herkes onları korumalı, kollamalıdır. Yapılan hizmetler kişisel hak olmaktan çıkarak kamu hakkına girmektedir. İnancımız gereği kamu hakkını ihlal etmek en büyük kul haklarından sayılır. Çünkü bir kişinin değil bütün bir toplumun hakkını ihlal etmiş olunuyor.

Ülke olarak son yıllarda kırsal alanlara kadar en insani hizmetler götürülmektedir. Devlet en ücra köy ve mahallere kadar çöp konteynırları götürüyor yeter ki çevre kirliliği olmasın çöpler sağa sola ırmaklara, derelere bırakılmasın sağlıklı bir çevre olsun. Maalesef bu hizmet varken çöp kutularına olur olmadık maddelerle doldurmak, çöpleri yere atmak, çöp kutularını yakmak kamu haklarını ihlal etmek değil midir? Devletin kıt imkanlarla yolları betonlayarak, asfaltlayarak insanların hizmetine sunduğu bir yerde keyfine göre yolu kırmak, yolu bozmak, yola olur olmaz çöpler atmak insani ve İslami midir? Bütün zorluklarla onlarca kilometre uzaklardan getirilerek halkın hizmetine sunulan suları parasını veriyorum diye istediğimiz gibi harcama yetkisini kendimizde görmek vicdani midir?

Sözün özü bize miras olarak bırakılan dünyamızı ve yaşadığımız çevremizi en temiz, en sağlam ve en kullanılabilir şekilde bizden sonrakilere bırakmak insanlık görevimizdir. İlk olarak evimizden, mahallemizden, köyümüzden, şehrimizden, ülkemizden başlamalıyız. Çöpçü var diye çöpü çöp kutusuna değil de yere atıyorsak, nasılsa su akıyor diye suyu israf ediyorsak, devlet nasılsa yapıyor diye halkın hizmetine sunulan yollara zarar veriyorsak, imkanımız olduğu halde havayı kirletiyorsak geçmişimize ve geleceğimize ihanet ediyoruz demektir.   

YORUM EKLE
YORUMLAR
ORD. professsor
ORD. professsor - 5 ay Önce

Hele de Yaw bunu kim araştırıp yöremize kazandırmaya çalışıyor ne güzel de araştırmış dur ona yardımcı olayım bu işte ekmek var güç bende artık nasılsa deyip emeğini çalmak en büyük ihanet değilmidir sevgili hoca.Malum Kul Hakkını yemek öyle kolay değildir onun sonrası da vardır değpilmi

İnşaat ustası
İnşaat ustası - 5 ay Önce

Yaw hoca Yazın güzel da hane solaklı deresi üstine güzel bir mesire yeri yapılmıştı bi suri para harcanmişti ... Burayi kirleten arap turistlerumuz var idi ya hane fahiş fiyatla mal sattuğumuz...tamam olar yabanci idi da buzum belediye nekada fakirleşti da orayı temizleyemişti.isteler cameden para toplarduk.Herşeyi da vatandaş koruyamaz ki... bu çopciler ekmek parasini iş yapmadan mi kazanacak...

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21