Çayda günah keçisi kim?

Emek ve alın terinin kıymeti ancak ona gösterilen tutum ve davranışla belli olur. Küresel sıkıntıların her geçen gün katmerlenerek arttığı günümüzde emek ve alın terinin önemi daha da arttığına şahit oluyoruz. Karadeniz’de çay üreticisi bir sürgünü daha geride bıraktı. Acısıyla, tatlısıyla, yağmuruyla, çamuruyla, güneşi ile yanığıyla; kafaların karışık, morallerin bozuk olduğu, son yılların en karmakarışık çay sezonunun sonunda herkes için alınacak ders ve bir o kadar sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Amacımız suçlu aramak değil taraflara sorumluluklarını hatırlatmaktır.

ÇAYKUR’un suçu ne?

Ülkemizin çayını, halkımızın damak tadının en büyük tedarikçisi ÇAYKUR iyi de yapsa kötü de yapsa bir türlü kimseye yaranamıyor. 2021 yılının birinci sürgü çayın yine en büyük  yükünü; 300 bin tonun üzerinde yaş çay alan  ÇAYKUR çekti. Açıkladığı dönüm başı 600 kiloluk kota geçen yıldan sonra en yüksek kotayı ifade ediyordu. Malum geçen yıl pandeminin gölgesinde geçen birinci sürgü yaşanmıştı. Bu yıl ise 19- 20 bin ton kuru çay satmanın kendine göre morali ile sezona giren ÇAYKUR yine tam anlamıyla ne İsa’ya ne Musa’ya yaranabildi. Çünkü satılan çay piyasada rakip olan bazı “malum” firmalara piyasanın altında satıldığı iddia edilerek ÇAYKUR yine töhmet altına bırakıldı. Bunun yanında sezon açılır açılmaz kontenjan uygulanması çaya başlayanları mağdur, geç başlayanları da tatmin etmedi. Mevsimin istikrarsız hava durumunun da etkisi ile sahil ve yüksek yerlerdeki üreticilerin çaya aynı anda girmesinin etkisi ile sistem bir anda tıkandı. Sezon üretici için uzun süre 15 kilo dönüm başı kontenjan ile sıkıcı ve yorucu hale dönüştü. Özel sektörün isteksizliği, fiyatı aşağıya çekmesi vatandaşı da uzun yıllar sonra ilk kez ÇAYKUR’un kotalarını doldurmak için beklemeye itti. ÇAYKUR  acele edilmemesini, kotaların alınacağını  deklere  etmesi vatandaşta iyimserlik oluştursa da son güne kadar kontenjanla çay alımı yapılması bazı vatandaşların çayının ellerinde kalmasına dolayısıyla özel sektöre ucuza satmasına  sebep oldu.  Çay için kalite çayın iyi ve keyifli çay içmenin ön şartıdır. Üreticinin insafsız çay kesmesine ilk olarak ÇAYKUR dur demelidir. Siyasi kaygılarla kötü ve kalitesiz çay kesimine göz yumulmamalıdır. Yoksa çayın gerçek anlamda değeri her geçen gün düşecektir.  ÇAYKUR’un en önemli sorunları arasında;  beceriden yoksun, liyakati çok da önemsemeyen, işin ehli olup olmadığına dikkat edilmeden yapılan yöneticilerin tutum ve davranışları olduğunu düşünüyorum. Sektörün amiral gemisi ÇAYKUR’un korunması, gözetilmesi, iyi yönetilmesini istemek her çay severin, yurtseverin şiarı olmalıdır.

Özel sektör fırsatı mı kolluyor ?

Çayın amiral gemisinin ÇAYKUR olduğunu söylesek de yaşananlar gösteriyor ki göre özel sektör olmadan da çayın geleceği olamaz. İkisi birbirini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibi görülmeli, aralarında tatlı rekabet olmalı, haksız rekabete devlet kamu adına müdahale etmelidir. Kuşku yok ki özel teşebbüs kâr elde etmek için kurulan kuruluşlardır. Kârı düşünmesi doğaldır. Fakat üreticiyi mağdur etmek, malını kelepire almak, amiyane tabirle ürününe çökmeye fırsat tanınmamalıdır. Bu yıl yine özel sektör fiyat politikası olarak üreticiyi mağdur etmekten geri durmadı.  İzdihamın yaşandığı günlerde önceki senenin taban fiyatına kadar inerek ya da bir sene sonraya gün vererek çay aldı. Bu anlayışla alınan çay, sektöre de ileriye dönük kâr getirmez.  Kalitesiz çay kesiminden, aşırı yoğunlaşarak kapasiteyi zorlayan yoğunluktan şikâyetçi olması, çayın uzun zaman dilimine yayılmasını istemesi özel sektörün en masum haklı taleplerindendir. Bu makul ve mantıklı talepler göz ardı edilmemelidir. Çaresiz kalan üreticiyi mağdur etme kolaycılığına kaçmak özel sektöre fırsat değil intikam almak için bekleyen üretici doğuracaktır.

Üçüncü nesil üreticinin amacı ne?

Çayın önemli unsurlarından birisi de şüphesiz çay üreticisidir. Nice zorluklarla, gecesini gündüzüne katarak, bin bir emekle çayı bugüne getiren birinci nesil çay üreticisi yaş itibariyle hemen hemen aradan çekildi. Birinci nesil kadar olmasa da çayda emeği olan, onda alın teri olan ikinci nesil nispeten çayın kıymetini biliyor. Lakin kestiği çayın hikâyesini bilmeyen, ona harcanan emeğin farkında olmayan ve bu zamana kadar çaydan bir kuruş dahi eline geçmeyen üçüncü nesil yeni tip çay üreticisi çayın değerini aşağıya düşüren başta gelen unsur olarak karşımıza çıkıyor. Hasbelkader miras yoluyla eline geçtiği çayı haraç mezat satarak bu zamana kadar bir kuruş almıyordum bundan sona  ne alırsam kârdı mantığı ile alelacele çayını satıp piyasayı olumsuz etkileyen bu güruh için yapılacak iş çayın gerçek hikayesini anlatmak ve gerçek çay üreticisinin geçim kaynağının değerini düşürmemesi gerektiği ikazını yapmaktır. Birkaç gün çay keserek çayını bitirip çekip gitmenin peşinde olan, piyasanın değerini bozan bu nesle gerekirse yardımcı olunarak kendisinin gelmemesini, buradan toplanarak çayını kestirecek bir mekanizma bulmak olacaktır. Bundan farklı olaraksöylenmesi gerek şey ise  genel üreticinin çayın kalitesini düşüren çay toplama alışkanlığına dur denmelidir. Yoksa elde yeşil altın değil çöp çay kalacak. Bunun sonu da hüsran olacaktır.

Toplumun ekseriyeti olarak muhabbet kültürümüzün başat içeceği olan çay içeceğinde herkes eşit sorumluluk almalıdır. Suçu birbirine atarak değil yükü birlikte sırtlanarak çayı ve üreticiyi kurtarabiliriz. Moralsiz bir sürgü dönemi geçirmemiz ikinci sürgü için umutsuz olacağımız anlamına gelmiyor. İnanıyoruz ki 2. sürgü çay daha iyi olacak. Rabbimiz emeğin ve ürünün kıymetini bilip onu yüceltenlerin yardımcısı olsun. Alın terini, emeğini, toplumun geleceğini karartanlara Rabbim fırsat vermesin.   

YORUM EKLE

banner81

banner16

banner20

banner22

banner21