Çayda eskiye dönüş mü olacak?

Toprak; üzerinde ekilip ürüne durunca gerçek anlamını bulur. O bakımdan toprak üzerindeki her türlü hayırlı üretime saygı duyulmalı, desteklenmelidir. Gerçek anlamda emekçiden bahsetmek istiyorsak toprağı ile kader birliğ etmiş köylüyü, çiftçiyi  söylemeliyiz ve takdir etmeliyiz. Köylü ve dolayısıyla çiftçi bir ülkenin omurgasını teşkil eder, etmelidir. En azından öyle bakılmalı bu meseleye.Herşeyin yoksunluğuna alkışılır fakat toprakta yetişenin yoksunluğuna alışamayız.

 

Taa ilkokuldan beri hepimizin zihinlerinde yıllarca kazınan; ülkemizin kendine yeten bir tarım ülkesi olduğu gerçeğiyle büyüdük biz. Bununla da avunduk durduk. Ama ne yazık ki gerçek hiç de öyle değil. Sonra öğrendik ki ülkemiz bir çok kalem üründe yurt dışından  ithalat ediyor. Belki de başta söylediğimiz şey yanlış değil de eksik olabilir. Ülkemiz normal şartlar altında tarımsal manada kendine yetebilme potansiyelini kullansa bunu başarabilecek potansiyeline sahiptir. Ama icraat boyutu bunu sağlamıyor. Yeni yüzyılda tarım artık çok toprak üzerinden değil bilimsel yöntemlerle yapılıyor Öyle ki bizim Konya ilimiz büyüklüğündeki Hollanda'nın tarımsal üretimdeki gerçeğini göz ardı edemeyiz.

 

Ülkemizde IMF ile yapılan tarımsal anlaşmalar gereği tarım ürünlerine konan "Kota Sistemi" sayesinde Türkiye'de tarım büyük yara alarak ithalat artırılarak yerli ürünler ve dolayısıyla yerli tarım önemli yara almıştı. ANASOL- M Hükümetinin aldığı ve tarımı bitirme noktasına getiren "Tarımsal Ürünlerde Kota Sistemi" hâla devam ettirilmesini anlamakta zorluk çekiyoruz. IMF'ye karşı olmakla bu kota anlayışını yürütmek hiç de yan yana şık durmuyor,inandırıcı da olmuyor.

 

 Bölgemizde, ülkemizin önemli bir temel tüketim maddesi olan çayın önemli yeri vardır. Türkiye'de üretilen  çay, ülkemizin ihtiyacını karşılayabilecek bir potansiyelde olduğu gerçeğini bilmeliyiz. Çay, yıllarca ülkemizde gerçek değerini bulamadı; fakat son 3-4 yıldır  ekonomik değeri yadsınamayacak derecede vatandaşın lehine döndü. Bunda en önemli neden kuşkusuz ülkemize dışarıdan gelen kaçak çayın önlenmesi olmuştur. Yani azıcık bir sıkı takiple dışarıdan kaçak çayın azaltılması ile çayın bir nefes almasına yol açtı.Tıpkı bir bahar havası yaşattı üreticiye kaçak çayın ülkeye girişinin engellenmesiyle. Artık yerli çayımız daha çok yerli tüketiciye ulaştırılma fırsatı buldu.  Ne acı bir şey değil mi istenildiğinde yapılabilen bir kontrolle vatandaşının menfaatine olacak bir konuda işini savsaklaması? Bu durum bir yönüyle de araştırılmalıdır bence.

 

ÇAYKUR ise gerekli denetleyici ve dengeleyici görevini her zaman yapmaktan çok daha seçim zamanında yapması ÇAYKUR'a güveni sarsıyor.Özellikle geçen sene ve bu sene çayda önemli bir ürün artışı yaşandı. Geçen yıl seçim olması nedeniyle kota artırımı yapılarak önemli rahatlama yaşandı. Bu yıl geçen yıla göre çok da fazla değişim olmasa da aynı rahatlığı yaşamayadı çay üreticisi.Üçüncü sürgün çay başladı ama sanki geçmiş eski günlere döneceğiz diye emareler var. ÇAYKUR zaten ben kotayı koymuşum ondan başka almam dercesine üteticiyi özel sektörün "vicdanına" terketmiş durumdadır. özel sektör ise neredeyse bana çay satmayın ya da satarsanız da en ucuz ne kadarsa o fiyattan alırımın derdinde.

 

Özel sektörün bu yılki 3.sürgün çaydaki tutumu inşallah bu sene için gerçerli olur yoksa üretici eski günlerini beklesin. Burada küçük firmalara diyecek çok da bir sözümüz yok onlar çay almak için kendilerince bir fiyat belirlemişler. Piyasanın büyük oyuncuları vatandaşa biz sizden çay almıyoruz dememek için kuru çay seçeneğini, vadesi uzatılarak düşük fiyata çay alma seçeneğini ortaya koyarak niyetini ortaya koymuş oluyor. Vatandaşa 21 liraya çayını sat sonra dön  vatandaşa sen bu çayı 15 liraya satarsan çok da zarar etmezsin telkininde bulun. Ciddiyetsizlikten başka bir şey değildir. Vatandaşı bir nevi pazarlamacı olarak görmek önümüzdeki yıllarda bakalım nasıl tepki doğuracaktır. Belki şunu anlayabiliriz  önümüzde savaş tehlikesi var çok açılamayız tedbirli davranmalıyız. Ama ille de zorlama şartlarla kuru çaya yönlendirmek vatandaşın emeğini ve vicdanını karalıyor. İnşallah hem üretici hem de sanayici eski günleri yaşatan bu uygulamadan daha çok zarar görmez. Çay tarımında özel de bizim devlette bizim. Birbirimizi kıran değil tamamlayan olmalıyız.

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21