Çay Sezonu Açılırken Sorunlarımıza Bir Kez Daha Göz Atalım

Bölgemiz ekonomisinin en önemli yağı olan çay üretimi için bir sezon daha başlamak üzere. Her yeni başlangıç yeni bir heyecan ve yeni umutları beraberinde getirir. Çay üreticileri başta olmak üzere, çay sanayicileri ve çay üretiminin her aşamasında yer alacak olanlar da son hazırlıklarını da yaptı ve yepyeni umutlarla bu sezonun kampanya başlangıcını bekliyor. Üreticisinden sanayicisine her kesimin kendi hedefleri doğrultusunda önceki sezonlara göre daha yüksek beklentileri var. 
Başta çay üreticilerinin beklentilerinin daha yüksek olması gayet anlaşılabilir bir durum, zira yıllardır hep mağdur edilmiş, kimi zaman istismar edilmiş velhasıl ürettiğinin karşılığını layıkıyla alamamıştır. Açıklanan taban fiyatlar genel ekonomik verilerle kıyaslandığında sürekli eriyen çayın, en azından bu sene açıklanacak fiyatı geçmiş yıllardaki mağduriyetler dikkate alınarak belirlenmesi üreticilerimizi biraz rahatlatacaktır. Tek sorun tabi ki çayın fiyatı değildir ve iyi bir fiyat tek başına eksikliklerin giderilmesi adına yeterli olmayacaktır. Fakat yüksek bir fiyat psikolojik olarak da çay üreticilerinin sorunlarının dikkate alındığı izlenimi verecek olması hasebiyle önemlidir.
Ülke olarak genel ve geleneksel bir çay politikamızın olmayışı kanaatimce çay tarımının ve tüketiminin en önemli sorunudur. Bahsettiğim bu politikanın olmayışı yıllarca ülkemizi kaçak çay cenneti haline getirmiştir. Son yıllarda bir azalma olsa da ülkemize kaçak çay girişinin hala çok yüksek olduğunu görmekteyiz. Yeni kurulan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın başındaki ismin bir Rize’ li olması şahsen bu anlamda beni sevindirmişti. Çünkü Bakan Hayati YAZICI bu sorunu en iyi bilen isimlerden biriydi ve daha ilk demeçlerinde de bu soruna sürekli vurgu yapmıştı. Bakanlığın hassasiyetine rağmen bir yaş çay kampanya dönemine daha kaçak çay gerçeğiyle giriş yapmak üzereyiz.
Bu paralelde değerlendirebileceğimiz bir diğer sorun da çay kalitesinin her iki ayağında da gereken bir kalite standardını oluşturamamamızdır. Şöyle ki çay üreticilerinin topladığı yaş çay yapraklarının bir bölümü daha fazla kilo endişesiyle ya da bilinçsiz hasat nedeniyle kalitesinin çok düşük olması ürünün nihai şeklini olumsuz etkilemektedir. Özel sektör ve ÇAYKUR işletmelerinin yaş çay alım standartları maalesef farklılıklar arz etmektedir.
Diğer ayağı ne diye soracak olursanız o da çay fabrikalarının belirli bir üretim standardına kavuşturulmamasıdır. Yaş çayın kalitesi aynı olsa da üç dört değişik fabrikadan alacağımız kuru çay numuneleri arasında müthiş büyüklükte kalite farklılıkları olabilmektedir. Bu nedenle çay üretim tesislerinin belirli bir kalite standardına kavuşturulması gerekmektedir.  
Çayda yıllarca herhangi bir araştırma ve ölçümleme yapılmadan kullanılan kimyasal gübreler yalnızca çayın değil aynı zamanda toprak yapımızın da bozulmasına, veriminin düşmesine neden olmaktadır. Ne kadar alana, hangi plan dahilinde ne kadar gübre verileceğinin ve bu gübrenin yapısının, kalitesinin uygunluğu belirli bir araştırma ve bilimsel verilere dayandırılmadığı sürece ürün kalitesinin iyileştirilmesi söz konusu olamayacaktır.
Tüm bu çözüm önerilerinin uygulanabilmesi başta çay üreticilerinin desteğiyle mümkün olabilecektir, fakat bu politikaların devlet öncülüğü ve kontrolünde yürütülmesi sağlanmalıdır. Devlet eliyle yürütülmesi gereken bir diğer önemli konu da çay üreticilerinin bir kısım özel sektör üreticileri tarafından istismar edilmesinin önüne geçmektir. Emeğinin karşılığını tam zamanında ve hakkıyla alan üreticiler çay kalitesini iyileştirmek için devletiyle işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktır.
Tüm çay üreticilerimize yeni kampanya döneminin şimdiden hayırlı olmasını diliyoruz.