Çay mı altın mı kesiyoruz?

Yeni bir sürgüye başlamanın heyecanını yavaş yavaş yaşıyor bölgemiz. Bölgemizin hayat ağacı çaydan bahsediyoruz. Çay, gerçekten ne kadar önemli bir ürün olduğunu bu yılki ilk  iki sürgünde bir kez daha  gördük. Çay Doğu Karadeniz’in hayat damarlarından en önemlisi olduğu tartışma götürmez. Bu sene fiyat kalitesi bakımından çay altın dönemini yaşıyor. Böyle giderse üçüncü sürgü de aynı fiyat politikasına devam edip bu altın çağ devam edecek. Vatandaş paradan dolayı coşmuş çay mı altın mı kesiyor karar verememiş. 

 

Evet,3. sürgü çay başlıyor bölgemizde. Fakat mevsimin kurak geçmesi nedeniyle üründe büyük rekolte düşüşü yaşanacağı tahmin ediliyor. Bu da çaya ihtiyacı olan kesimlerin yüksek fiyattan çay almalarına neden olacağa benziyor. Fiyat yüksek olacak ama satacak çay bulunamayacak bu da başka bir acı olay. İnsanlık yeryüzünü bozdukça kendi hayatını da karartıyor. Bu daha çok kazanma hırsı biz insanlığı bitirir de bu hırsı, insanlık bitirir mi bu çok da umutlu değil. Yaşadığımız mevsim sıcakları hiç de normal değil. Böyle giderse daha kuraklıklar yaşayacağız. Rabbim yardımcımız olsun. Her türlü felaketlerden bizleri korusun. 

 

Doğu Karadeniz’de çiftçinin yüzü çay fiyatıyla güldü. Buna sadece rekoltenin az olması neden olmadı. Her ne kadar birinci ve ikinci sürgüde rekolte önceki yıllara göre düşük olsa da taban fiyatının yüksek olması özel sektörün elindeki çayı sezon öncesi tüketmesinden kaynaklanıyor. Başka önemli bir etken de kaçak çayın ülkemize girişine eskisi gibi göz yumulmaması. İstenince oluyor. Geçen yıllarda demiştik ki silahı, uyuşturucuyu, kaçağı yakalayan devlet kaçak çayı nasıl yakalayamıyor? İstenildiği takdirde bu gayet rahat yakalanır demiştik. Nitekim böyle de oldu. İnşallah iktidar eskiden olduğu gibi kendine yakın kişilerin de aralarında bulunduğu bu kişilere ilerde de fırsat vermez. 

 

Bölgede çok önem taşıyan çayın gerçek değerinin farkında mıdır üretici? Ne yazık ki cevabımız hayırdır. Çünkü çay artık üçüncü neslin eline geçti. Üçüncü nesil de çaya harcanan emeği, çayın ne büyük sıkıntılarla buralara geldiğini yaşamamış. Hal böyle olunca çay mahsulünün ne kadri bilinir ne de onun uğrunda bir emek sarf edilir. Topla elin Gürcü’sünü sal çaylığa Mevla’m kayıra. O da sana hile hurdayla ne kadar çay toplarsa. Üzülerek söylemek gerekir ki çay bunların elinden yok olacak da sonra eyvah para etmeyecek. Bu zamana kadar çaydan beş kuruş para almayan insanlar için aldığı para çok büyük miktar oluyor. Babasının, dedesinin bin bir emekle yetiştirdiği çayın asıl kaymağını Gürcüler yiyor da bu umurunda bile değil. Bunu ülkem ve bölgem adına hazmedemiyorum. Allah’ım içimizdeki bazı beyinsizler yüzünden bizleri cezalandırma.(Amin) 

 

3. sürgü geldi çattı. Bayramdı, okulların açılma zamanıydı, derken yoğun günler yaşayacağız yine. Bahane vardır hep. Yapana çare de vardır. Bakalım hangisini seçeceğiz? Üçüne, beşine bakmadan çarçabuk dalından alıp gereksiz izdiham oluşturarak yeri geldi bu aceleciliği fiyatları da düşürerek çayını kesip gidecek üçüncü nesil insanımız. İzdiham olunca da sebebini devlette veya özel sektörde arayacak. Hiç kendine bakmadan suçlu her daim başkası olacak. 

 

Seneye organik tarıma geçilme düşüncelerinin hayata geçip geçmeyeceğini bilmiyoruz. Şayet geçerse bu şartlarda çay da çaycı da mahvolacak. Organik tarıma karşı gelmek akıllı insanın işi olamaz. Lakin uygulamayı yapacak kim? Çiftçi. Çiftçinin çoğu zaten işi ona buna havale ediyor. Uygulama nasıl olacak? Arz açığı olacak burada ithalat izin mi verilecek? Benim adamım ucuza ithal etsin içeride pahalıya satsın mı olacak? Gerçek üretici bundan nasıl etkilenecek? 2018’de görünürde seçim yok. Bu da oluyor ki proje seneye muhtemel olarak uygulanacak gibi görünüyor. Ama burası Türkiye burada yarın bile uzun zamandır. Başlamakta olan 3. Sürgünün tüm kesimlere hayırlı olmasını diliyor, Allah ürünümüze bereket versin diyorum.