Buna da mı cumhurbaşkanı el atsın?

Ülkemizin eğitim davasında zaman zaman inkıtalar yaşadığı hepimizin malumudur. Bunun yegâne sebebi gerçek anlamda bir eğitim sistemimiz olmamasıdır. Ülkemizde her dönem kendi insanını yetiştirmenin çabası içinde olduğu için yerleşik bir eğitim sistemimiz olamadı. Maalesef eğitimi yönetecek öğretmen meselesi de bu sistemsizliğe kurban edildi.

 

Sistemler üzerine yapılan yorumlardan anlıyoruz ki öğretmenlik mesleği değerini hiç yitirmeyecek. Aksine daha da artıracaktır. Geleceği yetiştirecek öğretmenin tespiti, belirlenmesi, yetiştirilmesi her ne kadar bir sistem haline getirilmeye çalışılsa da insan yetiştirmede eksiklikler devam ediyor. Devlet 1999 yılında aldığı kararla sınav sistemi getirmiş.  Sınavla alacağı öğretmen ve memurla adaleti ve kaliteyi getireceğini düşündü.  Üzülerek söylemek gerekir ki sınav sistemi de güç odakları tarafından manipüle edilerek adeta kendi adamlarını devlet kadrolarına yerleştirmek için ya usulsüzlük yapıldı, ya da sadece sınavı kazanmak için çalışılıp yüksek puan alarak devlet kadrolarına girildi. Çalışan, kendine güvenen, işini aşka dönüştüren insanlar için bu sistem bir avantaj oldu. Ancak sınav başarısının sorgusuz en doğru olduğu kabul ederek bir süre böyle gitti. Lakin yüksek puanlı ama insani vasıflardan uzak, insana dokunamayan ruhları alınmış kişilerin de ülkeyi getirdiği nokta görüldü. Gerek soruların çalınması gerekse sınavların tek başına ehliyeti ölçebilecek durumda olmayışı devleti yeni arayışlara itti. Sınav ile birlikte mülakat sistemi getirildi. İnsan kayırma adına bir uygulama getirecekse bu da kazanım sağlamaz. Başarılı, ehliyet sahibi, vatan, millet sevdalısı insanları ortaya çıkaracaksa alıp uygulanmalıdır. Yoksa dün yapılan yanlışlardan başka bir şey yapılmamış olur.

 

Adalet her şeyde olmalıdır. Hele hele insan yetiştirirken aynı derse giren bir öğretmene verdiğiniz ücretle diğerine verdiğiniz ücret arasında uçurum varsa bunu izah edemezsiniz. Kuşkusuz öğretmenlik kutsal bir o kadar da fedakârlık yapılması gereken bir meslektir. Evet, sadece para için yapılmaz, yapılmamalıdır. Yüksek ideallere sahip olmayanın öğretmenlik yapması geleceğe ihanettir. Çünkü gelecekten çalmaktır.  Hiç şüphe yok ki kötü öğretmen yoktur. İşini iyi yapmayan öğretmen vardır. Atanmış da olsa Ücretli de olsa işini iyi yapmayan insan ülkesine ihanet etmiş demektir.

 

Ülkesi için idealleri olan, aşkı olan fakat kadrosuzluk yüzünden Ücretli Öğretmen olarak çalışan insanların yaşadıkları sıkıntıların bilinmediğini geçen hafta çok net bir şekilde gördük. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta bir grup milletvekili ile yapmış olduğu istişare toplantısında, Ücretli Öğretmenlerle ilgili, Ücretli Öğretmenlerin 1300 lira maaş aldığını ve sigortaların tam yatmadığını öğrendiğinde şaşırmasını basından öğrendik. Bizler de gerçekten bu duruma çok şaşırdık. Çünkü herkesteki kanaat O, her şeyi biliyor. Demek ki bilmiyor. Öyleyse Cumhurbaşkanımızdan daha neler saklanıyor neler mi diyeceğiz.

 

Dershanelerin dönüştürülmesi ile açıkta kalan dershane öğretmenleri sınavsız bir şekilde mülakata alınarak atamaları yapıldı. Bir çıkış noktası sağlanmış oldu. Yıllarca devletin kendi okullarında en ücra köşelerde aldığı ücrete bakmadan bir ideal uğruna çalışan Ücretli Öğretmenler için de böyle bir hakkın tanınması gerektiğine inandık ve her platformda söyledik. Devlet bir nevi yıllarca kendine kendi okullarında hizmet edenlere vefa borcunu ödemek için bir adım attı. Yıllarca Ücretli Öğretmenlik yapan tecrübeli öğretmenlerden 5 bin ücretli öğretmen alımı duyurusu yaptı. Fakat başvuru şartlarına bakınca sanki birilerinin kurgusu, adrese teslim bir şartnameyle karşı karşıyayız. 540 gün sigorta 2017 KPSS’ye girme şartları anlaşılır gibi değil. 1000- 1500 günü olup geçen sene sınava girmeyen binlerce kişi elenmiş olacak öyle mi? Ne diyelim hayırlı ise olsun. Adalet bu tarafta olmasa da öte alemde şaşmayacaktır.

 

Ülkemizde cambaza bak malı götür döneminin sonu gelmedi mi artık?  Burada gerçekten yıllarca ülkeye fedakârca, cefakârca çalışan tecrübe edinmiş Ücretli Öğretmenlerden faydalanmak mı amaçlanıyor yoksa üstün körü bir şekilde bu dosya kapanmak mı isteniyor. Anlaşılıyor ki ülkede tek vicdan sahibi Cumhurbaşkanımız kalmış. Bu işi çözecek de Cumhurbaşkanımız olduğu görünüyor. Ne acı bir durum. O neyle uğraşıyor, insanlar ne ile uğraşıyor? Bunu da mı ona havale edeceğiz? Gerek ülkemizin içinde gerek dışında onca sıkıntı varken bu sorunu da ona mı havale edeceğiz. Ne diyelim Allah yardımcısı olsun. Allah güç kuvvet versin. Ömrünü daim etsin.Sayın Cumhurbaşkanım Ücretli Öğretmenlik meselesine de bir el at be ya.