Bu son yazı

     Sezonun başında bu sene şampiyonluğun en büyük adayının Trabzonspor olduğunu tahmin etmiştik. Çünkü hem istek hem de kafa olarak hazırlıklar yapılmıştı. O zaman bir şeye dikkat çekmiştik. Saha içinde en büyük aday Trabzonspor’du. Fakat saha dışına çıkıldığında Trabzonspor’un şansının çok fazla olmayacağını söylemiştik. Bu alanda hazırlık yapılmamışsa sonucun da hüsran olacağını söylemiştik.
 
     Bunları söylerken biz belki de çok duygusal davranıyoruz. Bu ülkede kurumların ve kuralların kişiye göre çalıştığı bir ortamda adalet beklemek çok fazla iyimserlik olur. Neyse bu komedya bitti sonunda. Çünkü baştan şuuraltında şampiyonluk nasıl cereyan edeceği yerleştirilmişti. Trabzonspor da yaptığı basit hatalarla buna çanak tutmuş oldu.
 
     Burada Fenerin şampiyon olarak ilan edilmesini irdelemeyeceğim. Sadece istenen şey oldu. Tabelası sezon başında hazırlanan ligin kapağı sonunda oturtuldu. Amaç tabelada en başta yer almak ise bu ülkede hiçbir şey değişmeyecek. Seneye de aynı şeyleri tekrarlayıp duracağız. Belki isimler farlı olacak hatalar ve mağdurlar aynı olacak.
 
     Şampiyonların şer masalarında belirleneceği bir sezon daha yaşayacağız. Alın teri, çalışma, fedakârlıklar meze yapılacak futbol baronların masalarına. Bu anlayış devam ettikçe Türk futbolunda istikrarlı bir büyüme ve başarı olmayacak. Futbolun ekonomisini büyüttük diye nara atanlar. Başarısızlığı niçin başka yerlerde arıyorlar? Bu ekonominin adaletli bir şekilde kurallar çerçevesinde tüm takımlara hakkaniyetle dağıtılırsa top yekûn bir gelişme sağlanır. Başka türlüsü bu paranın belli takımlar arasında paylaştırılması ile aradaki makas hiç kapanmayacaktır. Biraz olsun bu makasın kapanması ile ne gibi zorluklar yaşadı şampiyon adayları. Amaç malum adayları şampiyon yapmaksa diğer takımlar figüransa niçin futbolun marka değerinin artırılması söyleminde bulunuyoruz. Doğru ve net olmalıyız.
 
     Trabzonspor cephesin neler yanlış yapıldı? Öncelikle bir başarı varsa ki bu bir başarıdır bence. Asla yönetimin başarısı değildir. Çünkü bu yönetim kendi gelmemiş bir anlaşma sonucu getirilmiştir. Kendine hazır takım emanet edilmiştir. Trabzon kamuoyu susturulmuştur. Bu zamana kadar hiç kimseye de bu kadar tolerans gösterilmemiştir. Bu sayede kendilerinin ekonomik ilişkiler yoluna konulmuştur. Üstelik bu işi eline alanlar Trabzonspor’un halkın nezdindeki hassasiyetini bilinerek bu bir şantaj aracı olarak kullanılmıştır.
     Trabzonspor için, gelecek başarı için hiç kimse yanlışlara karşı da olsa konuşmadı. Bu sırf takım zarar görmesin diye yapıldı. Şimdi artık yanlışlar söylenmelidir. Ancak sapla saman birbirine karışmadan yapılmalıdır. Taraftarın bu olumlu tutumu, birlik ve beraberliği bozulmamalıdır. Gerisi hallolur. Bu birliktelik ile aynı başarı yine tekrar edilir. Yanlışın yanlış olduğunu söylemek gerekirdi. Ancak önde iken söylenmedi. Sonra iş işten geçtikten sonra bağırmanın ne inandırıcılığı ne de haklılığı olurdu. 9 Puan önde ilk yarıyı lider tamamlamışsın. Büyük fırsat eline geçmiş. Takımına ‘’gol makinesi’’ olarak aldığın golcün gidiyor. Bunun yerine biraz para verip de iyi gölcü almıyorsun. İki sözleşmesi bitecek önemli oyuncunla sözleşme imzalamayarak onlara kapı gösteriyorsun. Rakiplerine silahlarını veriyorsun. Olaya kaybedilmiş para olarak bakıyorsun. Ya ligin sonunda kaybettiğinin yanında bunu adı mı olur. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezdi. Ancak evdeki bulgurdan olundu. Elbette bunun hesabı sorulacaktır. Bu başarısızlığı siyasete yükleyenlere asla inanmıyorum. Onlar zaten muhalifler. Amaçları zihinleri bulandırmak, taraftar toplamaktır.
 
     Bence bu başarının tek mimarı Şenol Güneş’tir. İki top yapamayan, her tarafı dökülen insanları bir araya getirerek bir ideal oluşturarak takım meydana getirdi. Bremen Mızıkacılarından iyi bir ekip oluşturdu. Onlardan güzel sesler çıkardı. Uyumsuz, kavgacı, sorumsuz ve düzen tanımayan bir topluluğu takım yaptı. Taraftarı da olgunlaştırdı. Türk kamuoyununu da terbiye etmeye çalıştı. Ancak akılları para, şöhret ve kazanmaktan başka bir şeye çalışmayan insanların söyledikleri ile eğitilmeyeceklerini anlayınca bundan vazgeçti. Hoca ‘’ Biz sonuca bakarız.’’ Der gibi sağır ve dilsiz oldular karşısında. Şenol Hoca’nın; ‘’Benim söylediklerimi anlamak için bir 20 yıl daha geçmesi lazımdır.’’ Diyerek bu davranışından da vazgeçmiştir. Şimdi Şenol Hoca’nın elini güçlendirmek lazımdır. Bu yetersiz malzeme ile bu kadar yaptı ise eline malzeme verince daha iyisini yapacağı kuşkusuzdur.
 
     Eğer bayrak aynı yerden kaldırılacaksa eller daha güçlü olmalı. Seneye Galatasaray, Beşiktaş, Bursa, Antep, Kayseri de bu yarışın içinde olacaktır. Şimdiden karar verilmeli bu yolda tamam mı devam mı? Adalet sadece bir günle ölçülmez. Bugünün adaletsizliğini yarının adaleti temizleyince dün de bugün de aklanmış olur. Burası Türkiye adalet gelir; geç de olsa gelir. İlahi adalet mutlaka ertelenmez, gelir.
     Bu da benim spor konusunda epey bir süre yazmayacağın bir spor yazısıdır. Ta ki bir şeyler netleşene kadar elveda futbol.