Boykota hayır

Yıllar var ki hep savunma içindeyiz şu haçlı zihniyeti karşısında. Şöyle başımızı kaldırıp bir hücuma geçemedik ki bir titreseydi cihan. Bizi bir coğrafyaya hapsettiler ki dünyanın bütün belalarının sardılar başımıza. Bu bölgede yaşamak, bir yaşam sanatına sahip olmayı gerektirir. Yıllar yılı kafamızı kuma gömdük. Kulaklarımızı tıkadık. Böylece sorunlardan kurtulacağımızı sandık. Maalesef gözünü kapamayla ne dünya karanlık, kulağını tıkamayla da ne dünya sağır oluyor. Kör ve sağır olan bizmişiz. Allah milletimizi bu coğrafya ile imtihan ediyor. Bu coğrafyanın kaderi dünyanın kaderidir, bizim kaderimizdir. Ondan kaçamayız. Türkler bu coğrafyanın ya içine gömülüp gidecekler ya da bu coğrafyayı tekrar dünyanın barış ve esenlik yurdu yapacaklar.
 
Bu evren şu Batılılar kadar aşağılık, iptidai ve zalim bir medeniyet görmedi. Tıpkı mızıkçı çocuklar gibi sorun çıkarmaktan başka bir şey yapamadı. Tarihinde hep zulüm, işkence mezalim bulunan bu Batı şimdi kalkmış bize mezalimden bahsediyor. Bizde , ‘’Dinime tan eden bari Müslüman olsa.’’ sözünü hatırlatıyor bize bu eli kanlılar. Bu haysiyetsiz, yalancı, düzenbaz, çıkarcı Avrupa’nın bugünkü şımarık oğlanı Sarkozy kendince bir şeyler zırvalıyor. Maalesef bir avuç Ermeni onların şakşakçılığını yapıyor. Üstelik açık seçik ve net bir seçim vaadi olduğu belli olduğu halde bunu yapıyor. Hayret verici olan ise Ermenilerin bu yalana inanmalarıdır. Tarih hiçbir siyasi projeye alet edilemez. Edilince kimseye inandırıcı olamazsınız. Dahası yalanlar üzerine inşa edilen bir senaryoda haklılık aranmayacağını onlar da biliyor. Öyleyse amaç sesin daha gür çıkmasıdır sanırım. Sesi gür çıkanın haklı sayıldığı bir dünya anlayışından kurtulmalıdır insanlık.
 
Türk tarihi hiçbir yüz kızartıcı olaya sahne olmamıştır. Bunun sonuna kadar doğru bir tespit olduğunu biz biliyoruz. Ancak bunu sadece biz biliyoruz. Kendimiz diyor, kendimiz işitiyoruz. Artık bu söylemleri de bir kenara bırakıp eyleme geçme zamanıdır. Çünkü biliyoruz ki bu ve buna benzer menşeli yazı ve haberler aleyhimizde çıkacaktır. Bugün Fransa’da yarın ABD’de bir başka gün bizim etki alanımızı daraltmak isteyen bir başka ülke bu gibi tarihi gerçekliklerle alakalı olmayan olayları alıp ağızlarına dolayabilirler. Bu elimizi zayıflatıcı bir delil olarak kullanılacaktır. Biz ise hamasetle işi geçiştirmeye devam eder dururuz. Olayların çıktığı ülkelere devlet adamlarımız telefon eder. O ülkelere işadamlarımızı gider. Halk galeyana getirilir. Bir de boykot kararı aldık mı? Olur zannederiz. Onları kararlarından döndürürüz diye düşünü veririz. Yalanlarla böyle bir mücadele dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. İşi ciddiye alıp mücadele ona göre yapılmalıdır.
 
Öncelikle bu gibi olaylarda en öncelikli yapılması gereken şey gerçeklerin ortaya konmasıdır. Türkiye yıllardır bir şeyi çok doğru yapıyor. Fakat eksik yapıyor. Bu işi tarihçilere bırakalım. Herkesin elinde ne belge varsa ortaya koysun. Bağımsız kuruluşlarca olaylar araştırılsın. Sonuç ne çıkarsa kabul edilsin. Türkiye bu davasında sonuna kadar haklıdır. Karşı tarafın bunu kabul etmemesi haklı olmadıklarına başlı başına yeterli bir delil olarak sunulabilir. Öyleyse karşı taraf Ermeniler ya da bu işlere kafa yoran Haçlı zihniyetliler bu davalarında haklı değiller. Türkiye artık dünyayı beklemeden kendisi bu olaylarla ilgili büyük komisyonlar kurarak Ermeni iddialarını araştırıp sonucu bütün insanlığın önüne koymalıdır. Bunu yapmadığı sürece bu iddialar sürüp gidecektir. Bu yanlıştan artık Türkiye dönmelidir.
 
Boykot yalanlarını da bırakalım. Olayın sıcaklığı ile hemen boykot kararı alırız. Olayların üzerinden bir iki ay geçene kadar boykot ederiz sonra bir şey olmamış gibi bu ülkelerin mallarını almaya devam ederiz. Bu zaman kadar hep böyle oldu. Çünkü bu gidişle yarın başka bir ülkede bu yalanlar ortaya çıkınca aynı tepki. Peki, biz kendimize yeten bir ülke olduk mu? Tabi ki hayır. Öncelikle her şeyi ile kendine yeter bir ülke olmalıyız. Gerekirse sonuna kadar boykot yapılacaksa arkasına durulur. Yapamayacağımız şeyleri söyleyerek birilerini de güldürmeyelim. Bu yol uzun ve çetrefillidir. Sabırla daha çok çalışarak ekonomi ve yetişmiş insan gücü ile bu yalan rüzgârını tersine çevirebiliriz. Arkasında duramayacağımız göstermelik boykota hayır.