Birleşmiş Milletler

Bugün sendikamda sohbet edip gazete okurken arkadaşlardan biriyle güzel bir sohbet etme fırsatı bulduk. Sohbet dönüp dolaşıp Avrupa Birliğine ve BM’E geldi. Kardeşimiz Avrupa Birliğinin şu anda ülkem adına önemli bir sorun olan ve Avrupa’nın sınırlarından uzak tutmaya çalıştığı mültecilerin çözümü adına Avrupa’nın bizlere sunduğu para ve Avrupa ülkeleri adına vizesiz dolaşım hakkında Avrupalılar bizden İslam ülkelerinden uzak durmamız şartıyla bu haklarını verdiğini söyledi.

 

Öncelikle Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler yapıları tam manasıyla bir Hıristiyan birlikteliğidir. Bundan dolayı da bu insanların bizler Müslümanlar hakkında bir defa bile olsa hayırlı bir rüya gördüklerine insanlık şahit olmamıştır.

 

Şu açıktır ki Avrupa Birliğine mensup olan ülkeler her daim kendi varlıklarını devam adına hepsi üçüncü dünya diye tarif edilen ülkelerde yani Afrika ,Ortadoğu ve Hindistan gibi ülkeleri sömürgeleştirmiştir. Bu ülkeleri işgal edip yıllarca sömürmüş ve yeraltı ve yerüstü kaynaklarını tam anlamıyla ülkelerine kaçırdıktan sonra da oralara atadıkları kendi valileri vasıtasıyla da o beldeleri sömürmeye devam etmişlerdirler. Bir örnek vereceğim inşallah konum daha iyi anlaşılacaktır; Avrupalı ülkeler tarafından işgal edilip sömürülmekte olan Afrikalı halklar kardeşlerimizin evlerinin altından dünyanın en kaliteli altın ve elmas madeni çıktığı halde bu kardeşlerimiz bu madenlerden bir gram bile faydalanamamakta ve bu madenler Avrupalıların göbeklerinin şişirilmesinde kullanılmaktadır. Eğer Avrupa dün ve bugün gelişmiş diye tanımlanmaktaysa bunu sömürge olarak kullandığı insanların gözyaşları, maddi ve manevi değerlerini çalmalarından kaynaklanmaktadır.

 

Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler diye tanımlanan Hıristiyan kulübü mensupları üçüncü dünya diye tanımlanan ülkelerin hakları hakkında kesinlikle hayırlı bir rüya görmezler. BM’E üye olan ülkeler ve BM’DE beş daimi üye diye tanımlanan Amerika, Çin ve Rusya gibi ülkelerin dudaklarından çıkan bir evet yada hayır kesin mecburiyet ifade eder ve diğer halkların kesinlikle susması ve itaat etmesi lazım gelmektedir. Müslümanlarla ve diğer üçüncü dünya halklarıyla ilgili bu beş daimi ülkeden bugüne kadar hayırlı bir parmak kaldırıldığına insanlık şahit olmamıştır. Bu birliğe başvuran üçüncü dünya ülkeleri bugüne kadar her daim reddedilmiş ve tahkir edilmiştir.

             

Gerek Avrupa Birliği ve gerekse Birleşmiş Milletler kuruluş gayesiyle dünyamız üzerinde Hıristiyan haklarının ve Yahudilerin menfaatlerini devam ettirme amacıyla kurulmuş ve hayata geçirilmiştir. Yazımın burasında samimi Yahudi ve Hristiyan kardeşlerimi tenzih ederim burada kastettiğim menfaatlerini önceleyen ve bizleri sömürge olarak gören Hıristiyan ve Yahudilerdir.

 

Dün rahmetli Erbakan Hocam nasıl İslam Birliğini kurmak için hayatını adamışsa bugünde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN bu birlikteliği kurmak adına gayretler içerisindedir. Bundan dolayı da şuanda tüm yeryüzü art niyet taşıyan kesimler tarafından hedef tahtasına konulmuştur. Bugün gazetelere bakıyorum da gerek Avrupa ve gerekse Amerika basınında Sayın Cumhurbaşkanımızın istifa etmesi gerektiği seslice seslendirilmektedir.

              

Kendi İslam Birliğimizi kurmamız varlığımızın devamı için olmazsa olmamız lazım gelmektedir…