ABD’den Türkiye’ye muhalefete soyunmak

Şartlar değişince tutumlar da değişiyor. Buna en güzel örneği Türkiye’yi verebiliriz. Türkiye; değişen, ve gelişen siyasi, sosyal ve ekonomik durumu nedeniyle dünyada söz söyleme ve sözünün değerinin artması söz konusudur. Dünün gücünü bugünün gücüne katarak birleştirirseniz gücünüzün keyfini yaşarsınız. Türkiye geçmişinin ihtişamının gücünü kaybettiği için kullanamıyordu. Bugün ise biraz ayakları üzerinde durduğu için az da olsa bu gücün hazzını yaşıyor. Ne kadar çok güçlenirse bunun gücünden ve bu gücün hazzından o kadar istifade edecektir.

 

Hem yakın siyasi tarihimizde okuduklarımızdan hem de kendi yaşantımızla görüp şahit olduğumuz siyasi liderlerimiz arasındaki kısır ABD Başkanları görüşme hikâyeleri çok ilginçlik arz ediyor. Mesele ABD başkanıyla yakın olmak büyük övünçtü siyasilerimizce. Hatta siyasilerimiz ABD başkanlarıyla görüştükleri dakikalar üzerinden yarışa girer bunu övünç meselesi olarak siyasi başarıları arasında sayarlardı. Türkiye bugün artık ABD’de tüm birimlerde ağırlanıp; ABD’nin ve Batı’nın ikiyüzlülüğünü, yanlışını yüzlerine vurabiliyor. Bugün işin tuhafı ülkede gücünü kaybetmiş bir muhalefet, ülkesinde yapamadığı muhalefeti tüm dost düşman demeden birleşerek ABD sokaklarında ülkesine muhalefet edebiliyor.  Kaybetmişlik o kadar kötü bir şey ki kendi ülkesine düşmanlık yapmayı sakıncalı bir durum olarak görmüyor. Her şey değişecek, her şey aslına dönecek. Medeniyet güneşi yeniden Doğu’dan doğup bütün insanlığı ısıtacaktır. Biz görsek de böyle olacak, görmesek de böyle olacak.

 

Kadına karşı bakışımızdaki sakatlık

 

İnsana bakışımız aslında insanlığımızın seviyesini de gösteriyor. İster erkek olsun ister kadın olsun insanı insan olarak görmek gerektiğini herkes bilmesi gerekir. Burada yaratılış olarak bir üstünlük vesilesi kılmak ilahi düstura uygun değildir. Yeri geldiğinde kadın yeri geldiğinde de erkek topluma yön verecek hal alabiliyor. Ama her şartta fiziksel kategorileştirerek erkeği öne çıkarmak insanı yanlış anlamaktır. Bir kere yanlış anlaşılınca artık doğruyu bulmak mümkün olmaz.

 

Allah, kadına toplumu doğurmak ve toplumu terbiye etmek gibi büyük görev vermiştir. Böyle temel ve kutsal bir görevi icra eden kadını ikinci sınıf görmek kişinin derecesini ifade eder. Erkek ve kadın birbirini tamamlayan insan bütünüdür. Biri olmazsa diğeri olmayacağını görmeliyiz. Kadını yok sayan onu sadece cinsel bir obje olarak gören zihniyet cahiliye zihniyetidir. Cahiliye zihniyetinden kadını kurtaran İslam kadının değerini artırmış. Kadına annelik gibi kutsal vazifesinden dolayı cenneti adeta  anaların ayağı altına sermiştir.

 

Maalesef üzülerek söylemeliyiz ki kadının bu kadar horlandığı, değersizleştirildiği, tıpkı bir meta olarak kullanıldığı dünyada yaşıyoruz. Kadının kadınlığı teşhir edilerek ürün değil adeta kadının satıldığı gayri ahlaki bir çağı yaşıyoruz. Çağdaşlık adına kadını topluma sunma onu teşhir malzemesi yapmak kadını yüceltmez aksine daha da alçaltır. Kadını özgürleştirmek onu sokağa çıkarmak değildir. Onun onur ve haysiyetini koruyamadıktan sonra bütün sokak ve caddeleri onlara açsanız bunun bir faydası yoktur. Ne din adına kadına olmayan konumu vererek ne de çağdaşlık adına kadını meta haline dönüştürerek onu özgürleştirebiliriz.

 

Her şeyde olduğu gibi kadına bakışımız da ideolojik oluyor. Nereden gelirse gelsin yanlışa karşı çıkmak erdemliliğini göstermeliyiz. Başkalarının kadın için söylediğini eleştirirken kendi hakaretini normalmiş gibi görmek en basit ifadeyle yüzsüzlüktür. Kadın konusunda girilecek her türlü olumsuz girişim hüsranla sonuçlanmıştır, gene de sonuçlanacaktır. Geçiştirerek, basitleştirerek, görmezden gelinerek incitilen kadınlık onurunu koruyacağını düşünmek de ayrı bir gafillik olur.

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner20

banner19

banner22

banner21