Her yıl şubat ayının 28`i yaklaşırken birkaç gün önceden geçmişin sevaplarını ve günahlarını ayıklamaya çalışır darbe heveslileri ve darbe mağdurları kendi pencerelerinden olayları analiz ederek 28 şubat defterini bir kez daha tozlu raflardaki yerine koyarız. Keşke 28 değil de 29 unda olsaydı da 4 yılda bir hatırlasak diye geçiyor içimden.
Bu olaya bu yazıda farklı pencereden bakmak istiyorum.
Hatırlayın 1995 seçimlerini tarihinde ilk defa refah partisi %21 gibi bir oy oranıyla mecliste çoğunluğu elde etti.
Sayın Erbakan bir şekilde hükümeti kurarak kimine göre başarılı kimine göre başarısız yaklaşık 11 ay iktidarda kaldı.
Sayın Erbakan ister doğrularının ister yanlışlarının kurbanı oldu deyin bizler Sayın Erbakan’ın arkasında ne kadar durduk onu sorgulamak gerekiyor.
1999 seçimlerine geldiğimizde %21 oy alan Refah partisi kapatılmış yerine kurulan Fazilet Partisi mağdur edilmesine rağmen sadece %15 oy alabilmişti.
Sayın Erbakan’ı masaya yumruğunu vurmamakla suçlayan halkımız mührü dahi basma medeni cesaretini ne yazık ki gösterememiştir.
Seçmen olarak “Ürkeklere değil erkeklere oy verin” afişlerine aldanarak kurulan koalisyon döneminde ne yazık ki az kalsın etek giymek zorunda kaldık.
2002 seçimlerin de halkın geçte olsa aklı başına gelmiş %21 oy olan DSP gibi bir partiyi % 1 gibi komik oy oranına düşürme bilincine varabilmiştir.
2002 seçimlerinden sonra %35 gibi ezici bir oy üstünlüğüyle gelen Adalet ve Kalkınma Partisine karşı yapılan her türlü hukuksuz girişim karşısında halk daha fazla desteğini göstererek halkın darbesinin bütün darbelerden büyük olduğunu siyaset mühendislerine göstermiştir.
Son söz olarak geçmişte olduğu gibi darbeyi sevmem ama darbesiz de yaşayamam mantığını yenersek Allahın izniyle sırtımız yere gelmez.
Saygılarımla