Televizyona sahip çıkmak aileye sahip çıkmaktır

     Eşyanın tabiatı gereği hayatın hep iki yönü olduğunu görüyor, duyuyor ve yaşıyoruz. İyi ile kötü, güzel ile çirkin, tatlı ile acı, gülmekle ağlamak, yazla kış kısacası kâinat zıtlıklarla kaimdir. Hayatın tek yönlü olmadığının örnekliğinin gerçekliğiyle yaşıyoruz. Televizyon, sinema, internet ve diğer kitle iletişim araçlarının günümüzdeki etkilerini kimse inkâr edemez. Hepimiz bu konularda mutabığız. Asıl mesele bunları en iyi şekilde olumlu bir etki çerçevesinde değerlendirmeyi başarabilmektir.

 

     Dün sihirli kutu olarak insanlara sunulan televizyon vasıtasıyla; milletimizin değerlerini basitleştiren, ondan utanacak duruma getiren, sonunda da yapılanlarla aile yapısını tarumar edenler milli ve manevi değerlerimizden çok şeyler alıp götürdü.  Televizyonun alıp götürdüğü her güzel hasletimizin yerine kendimize yabancı, kendimizden uzaklaşan kişiler ve değerler haline geldik. Uzaklaştıkça uzaklaştık sonunda kendine, atasına, anasına, babasına, dedesine, ninesine kısaca kendinden olan her şeye yabancılaştık. Bu yabancılaşma; aile yapımızı, sosyal dokumuzu, inanç yapımızı bizi biz yapan hasletlerimizi ortadan kaldırarak onların yerlerine bizden olmayan yeni özellikleri inşa etti.

 

     Malum iletişim araçları toplumu etkilemenin, olumlu ya da olumsuz etkilemenin en etkili araçları olduğu hep tekrarlayıp duruyoruz. Yıllarca ABD menşeli Hollywood filmleri, Brezilya dizileri, Hint dizileri ile toplumu değiştirdik.  Bu değişimin sonunda ülkesinin değerlerinden utanan, Batı değerlerini kutsayan, Batı hayranı nesiller türettik. Yani para vererek satın aldığımız filmlerle, dizilerle nesillerimizi heba ettik. Bunun masum, kendiliğinden oluşan bir şey olmadığını düşünüyorum. Biliyoruz ki Türk Milletini çökertmenin, diz çöktürmenin en kolay yolu geçmişine yabancı hale getirip, aile yapısını bozmaktı. Maalesef bunu başardılar. Dünkü toplumla bugünkü toplumun arasındaki farka bakılınca sonuç ortadadır.

 

     Türkiye’de öyle “özgürlük” var ki tarihine düşman, tarihini kötüleyen ve tarihine küfredenler sınırsız özgürlüklere sahip. Bunlar emellerini tarihi figürleri yanlış tanıtarak kötü emellerine alet ederek kullanıp toplumu yanlış bilgilendirdiler. İktidar da uzun yıllar buna süre sessiz kaldı. Daha sonra tarihi dizilere, sinemalara destek vererek önemli bir hatadan dönmüş oldu. TRT’nin dizi hamlesi çok yerinde oldu. TRT son yılarda yaptığı projelerle geçmişin doğru anlaşılması ve gerçekten geçmişle gurur duyulması gereken bir tarih algısı oluşmasına vesile oldu. TRT’nin bu yaklaşımına karşın özel kanalların çoğu çektikleri dizilerle aile yapısını bozmaya devam ediyor. Toplumun menfaati için bunlara da müdahil olunmalıdır.

 

     İster televizyon olsun, ister sinema olsun, ister internet olsun çok önemli etki ve iletişim araçları olduğu için onlarda yayımlanan çoğu şey doğru olarak kabul ediliyor. Onun için devlet dizilerde ve sinemalarda toplumsal doğruları verecek “subliminal” mesajlar yayımlanmalıdır. Devlet isterse bu toplumun menfaati gereği bunu çok rahat yapabilir. Yapılmıyorsa ben burada iyi niyet olmadığını düşünürüm. Baştan sona kadar Türk Milletinin aile yapısını bombalayan, yıkılmadık ocak bırakmayan bu dizilere bir çeki düzen verilmeyecek mi ? Yerlilikten, millilikten bahsedenler toplumun değerlerini itibarsızlaştıran, onları tarumar edenlere ne zaman dur diyecek? Bugün aileye sahip çıkmanın bir yolu da televizyonlara sahip çıkmak olduğunu bilmek lazımdır. Türkiye bu kadar uyuduğu yeter. Televizyona sahip çıkmak gerek.

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21