Ölünce de hayat vermenin huzurunu yaşayalım

Şu, bu tarihler arasında gündeme gelen şeylerin hiç birini sevemedim.

Organ nakli gibi çok çok önemli hayati meseleyi de aynı.

Türkiye’de organ nakli bekleyen hasta sayısı her geçen gün hızla artıyor olmasına karşın!

Ben de diyorum ki;
Dündü henüz, yolda yürürken kalp kirizi geçirdim.

Yazıya döktüğüme gore ölmedim çok şükür))
Her an düşüncelerimde olanı, bu kez yaşarcasına düşünüp dedim ki;

“Şu an ölseydim, toprak altında çürüyecek olan organlarıma yazık olacaktı.

Ben öldüm diye, o organlara ihtiyaç duyanlarda mı ölsün be kadın”!
Binlerce hasta gençler, çocuklar, İNSANLAR var, hayata tutunmak için organ bekleyen.

Şunu da beyân etmeden geçemeyeceğim, 4-5 gün once 18 arkadaşımı ikna ederek x hastaneye gittim ve Başhekim Bey’imizin duyarsız tutumu nedeniyle gerçekleşememiş oldu bu gişirimim, hadda (hayâl) oldu da diyebilirim.

Şu an yine boş bir günümü bekliyorum, oğlum, gelinim vsr bu eylemi yapacağız.
Bu konu ve benzerleri üzerinde hep konuşurum, okur ve araştırırım.
Ve görürüm yapılan araştırmalar, organ ve doku naklinde dünyanın halâ çok gerisinde kaldığımızı gösteriyor maalesef.

Bir böbrek hastasını öyle kolayca diyaliz merkezine göndermemeliyiz meselâ!

Bir hekim hastasını direk organ nakline yönlendiremeden o zorlu süreç başlıyor.
Çünkü; bunun için de organ gerekiyor.

Kişi olarak çekiniyor, ürperiyoruz organ nakli vsr duyunca.

Burada korkacak ne var Allah aşkınıza?
Zaten ölmüş olacaksın ve beyin ölümü gerçekleştiğinde bu işlem yapılacak.
Öyle yol üstünde, aniden evde gerçekleşen ölüm olayında değil, bir yoğun bakım ünitesinde ki vefat sonrası gerçekleşiyor bu işlem.
Bağış kartınız ve yakınlarınızın onayı doğrultusunda yapılabiliniyor.
Yaşarken el verdiklerimize, ölünce de hayat vermenin huzurunu yaşayalım hadi…

Ayser ÖZBAKIR

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21