Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın Öğretisi-15

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-11

Allah’ın en güzel isimleri olan doksan dokuz ismini açıklamaya devam ediyoruz.

54-KAVÎ

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Kavî'dir.

Sözlükte “güçlü olmak, gücü yetmek, bir işi gerçekleştirmek için aklen ve bedenen yeterli olmak” anlamındaki kuvvet kökünden sıfat olup Allah’a nispet edildiğinde “her şeye gücü yeten, kudret sahibi manasına gelir.

El-Kavî, Her şeye gücü yeten sınırsız kudret sahibi, asla yorgunluğa ve zaafa uğramayan, kayıtsız şartsız her şeye kadir olan, güç ve kuvveti sonsuz olan demektir.

El-Kavî , Kudreti en üstün ve hiç azalmaz,anlamına gelir.

El-Kavî ,Her şeye gücü yeten, çok kuvvetli ve kudretli olan O’dur.

Yüce Allah, tam bir kudret sahibidir. Gücü, kuvveti sonsuzdur. Allah, bitmezve tükenmez bir güce sahiptir. Nicelik ve nitelik bakımından üstün kudrete sahiptir. Gücünün yetmeyeceği bir şey düşünülemez. O, her şeyi etkiler, ama hiç bir şey O’nu etkileyemez.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.”

(Ahzâb Suresi 25. Ayet)

“Allah’ın kadrini gereği gibi bilemediler. Şüphesiz Allah kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac Suresi 74. Ayet)

“Emrimiz gelince, Sâlih'i ve onunla beraber iman edenleri, bizden bir rahmet olarak (azaptan) ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz Rabbin kuvvetlidir, (her şeye) galip gelendir.” (Hûd Suresi 66. Ayet)

“… Doğrusu O, kuvvetlidir; azabı da pek çetindir.” Mümin Süresi : 22. Ayet

“İnsanlar arasında Allah’ı bırakıp da O’na ortak koşanlar vardır. Onları, Allah’ı severcesine severler. Mü’minlerin Allah’a olan sevgisi daha güçlü bir sevgidir. Zulmedenler azaba uğrayacakları zaman bütün kuvvetin Allah’ın olduğunu ve Allah’ın azabının pek şiddetli olduğunu bir bilselerdi!” (Bakara Suresi 165. Ayet)

55-METÎN

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Metîn'dir.

Sözlükte “sağlam, kuvvetli, sert ve dayanıklı olmak” mânasındakimetânet kökünden türemiş bir sıfat olup “çok güçlü ve sağlam” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde “fiillerinden dolayı zâtına herhangi bir zorluk ve yorgunluk ârız olmayan, nihaî noktada kudretli” anlamına gelir .

Metîn; sonsuz kudrete sahip; son derece güçlü, kuvvetli; dayanıklı, sağlam demektir.

Çok güçlü olan, kuvveti eksilmeyen, hiçbir şekilde dağılmayan, çok dayanıklı olan Metin O’dur

Metîn olan Allah çok güçlüdür. Hiçbir şey onu sarzmaz. Mutlak güç ve kuvvet sahibi O’dur. Allah, hiç bir şekilde dağılmayan bitip tükenmeyen mutlak güç ve kudret sahibidir. Metîn olan Allah’ın gücü de, kuvveti de sarsılmaz, kaynağı hiçbir şekilde bitip tükenmeyen yok olmayan anlamına gelir.

Yüce Allah, sonsuz bir güce sahiptir. Fiillerinden dolayı zatına her hangi bir zorluk ve yorgunluk ilişmez. Kuvveti azalıp gevşemez. Hiçbir şey O’nu âciz bırakamaz. Hiç kimsenin yardımına da muhtaç değildir. Her şeyi etkileyendir.

“Metîn” ismi, kuvvetinin şiddetini bildirir. Dıştan gelebilecek hiç bir etkiyi kabul etmeyendir.

Gazzâlî ve Fahreddin er-Râzî’nin yorumlarından anlaşılacağı üzere yakın anlamlı iki isim olan kavî ile metînden ilki ilâhî kudrete konu teşkil eden her şeyi kapsaması açısından nitelikte, ikincisi, çok güçlü olması bakımından nicelikte kudret sıfatına ait kemal mertebelerini ifade eder. Buna göre kavî “bütün mümkinatı etkileyen”, metîn ise “dıştan gelebilecek hiçbir etkiyi kabul etmeyen” mânasına gelir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah rızık verendir, güçlüdür, çok kuvvetlidir.” (ZâriyâtSûresi 58. Ayet )

“Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır. Allah çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Fetih Suresi 7. Ayet)

“…Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin.” (Âl-i İmrân Suresi 26. Ayet)

“…Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe Suresi 40. Ayet)

Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.

Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.

“Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.” (Araf-suresi,183.ayet)

Yoksa onlar Allah'tan başka dostlar mı edindiler? Halbuki dost yalnız Allah'tır. O ölüleri diriltir, her şeye kadirdir. (Şûrâ Suresi 9. Ayet)

Onlara mühlet veririm; (ama) benim cezam çetindir.

“(Bunların gidişatı) tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. (Onlar da) Allah'ın âyetlerini inkâr etmişlerdi de Allah onları günahları sebebiyle yakalamıştı. Allah güçlüdür. O'nun cezası şiddetlidir.” (Enfâl Suresi 52. Ayet)

56-VELÎ

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Velî 'dir.

Sözlükte “bir şeye çok yakın olmak, bir kimseyle yan yana bulunmak” anlamındaki vely ile “birinin işini üstlenmek; bir ülkeyi yönetmek; yardım etmek, sevmek” mânalarındaki velâyet kökünden türeyen velî “yardımcı, dost” demektir.

El-velî, Cenab-ı Hakk kullarına her daim yardım eden ve onlara dostluk gösteren velî’dir.

El-velî, Allah’u Teâla mü’min kullarını sever ve onların dostu yardımcısıdır.

El-velî, Dost ve yardımcı O’dur.Mü’minlerin dostu olan O’dur. Allah’u Teala sevdiği kullarının dostudur.

Kur’an’da veli,Allah’a nisbet edilerek O’nun müminlerin dostu, koruyucusu olduğu bildirilmektedir.

Kur’an’da peygamberlerin ve müminlerin Allah’ı velî edindikleri belirtilmektedir.

Allah Teâlâ, sevdiği kullarının dostudur. Onlara yardım eder; sıkıntılarını, darlıklarını giderir; ferahlık verir. Dünya ve âhiret işlerinde başarıya ulaştırır. Mü’minlerin yardımcısı ve koruyucusudur. Allah’tan başka gerçek dost ve yardımcı yoktur.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Allah, iman edenlerin dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır…”( Bakara Suresi 257. Ayet)

“Yoksa onlar Allah’tan başka dostlar mı edindiler? Hâlbuki gerçek dost Allah’tır…” (Şûrâ Suresi 9. Ayet)

“…Sizin için Allah'tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.”(Tevbe suresi,116. Ayet)

“…Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter…” (Talâk Suresi ,3. Ayet)

“… Eğer mü’minler iseniz, yalnızca Allah’a tevekkül edin.” (Mâide Suresi, 23.Ayet)

“O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye lâyık olandır.”( Şûra Suresi 28. Ayet)

57-HAMÎD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Hamîd 'dir.

Hamîd kelimesi “iyilik, güzellik ve erdemlilikle niteleyip övmek” anlamındaki hamd mastarından sıfat olup “övülen, övgüye lâyık bulunan”, ayrıca “öven” manalarına gelir. Âlimlerin çoğu, esmâ-i hüsnâdan biri olarak hamîdi'n ilk anlamına öncelik vermiştir.

El-Hamîd:Tüm övgülerin tek mercii. Övülmekte eşsiz ve benzersiz olan

El-Hamîd : Övülmeye layıktır.

Hamîd, çok övülen, övgüyle değer sıfatlarıyla hamt edilendir.

Bütün varlığın diliyle övülmeye layık ve her an ancak O’na hamt edilen tek yüce varlık anlamlarına gelir.

Hamid, hamt edilmeyi hak eden, hamda layık olandır. Çünkü O, vardı ve bütün varlıkları ve insanı yoktan var etti. Sonra iki üstün nimeti akıl ve hayatı insanda topladı. sonra ona sayısız nimetler verdi ve onu, bütün varlıklara üstün kıldı. Ona çalışma izni verdi. O halde Ondan başka kim hamt edilmeye layık olur? Hayır bütün övgüler ve hamdler sadece Allah’a dır, başkasına değil. Bütün bu minnet ve bağışlar başkasından değil sadece Ondan’dır.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı var eden Allah’a mahsustur.” (En'âm Suresi -1. Ayet)

“Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır.”(Fatiha Suresi,2.Ayet)

“O, insanlar umutlarını kestikten sonra yağmuru indiren, rahmetini her tarafa yayandır. O, dost olandır, övülmeye lâyık olandır.” (Şûrâ Suresi 28. Ayet)

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Her şey O’nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm’dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır.”( İsrâ Sûresi 44. Ayet)

“Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Hakikaten Allah, yalnız O zengindir, övgüye değerdir.” (Hac Suresi 64. Ayet)

“O hâlde, Rabbini hamt ile tespih et (yücelt) ve secde edenlerden ol.”( Hicr Suresi 98. Ayet)

58-MUHSÎ

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Muhsî 'dir.

El- Muhsî; Her şeyi tek tek ve bütün ayrıntılarıyla bilen demektir.

El--- Muhsî;İlmiyle her şeyi sayan,büyük veya küçük hiçbir şey gözünden kaçmayan. Yüce Allah’ın İlmi ve kuşatması sonsuzdur.

Muhsî; sonsuz ilmiyle her şeyin sayısını bilen, her yapılanı bir bir sayan demektir.

Allah Teâlâ, her şey’i olduğu gibi görür ve bilir, yani, bütün varlığı bir yığın halinde birbirinden seçilmez karışık bir şekilde değil; cinslerini, sınıflarını, zerrelerini birer birer saymış gibi gayet açık görür ve bilir.

Bütün mahlukatın ve insanların ilim ve amellerinin kuşattığı ve de kuşatmadığı bütün olayların sayısını ve miktarını bilen demektir. O, canlıların alıp verdiği her nefesi, rızkı, insanların itaat ve günahlarını, yakınlığını, yağmur ve kum tanelerinin sayısını, bütün bitkileri, hayvan türlerini, ölüleri ve canlıları bilendir.Allah Teâlâ, sonsuz ilmi ile her şeyi kuşatmıştır.

Onun ilminden hiç bir şey hariç kalamaz. Bütün amellerin sayısını bilir, kıyamet günü bunların hepsinin karşılığını verir. Hiç birini unutmaz ve atlamaz.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“O gün Allah onların hepsini diriltecek ve yaptıklarını kendilerine haber verecektir. Allah onları bir bir saymıştır. Onlar ise unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir.”( Mücâdele Sûresi 6. Ayet)

“…(Allah) onların nezdinde olup bitenleri çepeçevre kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır (kaydetmiştir).”( Cin Suresi 28. Ayet)

“Şüphesiz biz, ölüleri mutlaka diriltiriz. Onların yaptıklarını ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz’da) bir bir kaydetmişizdir.” (Yâsîn Suresi 12. Ayet)

“Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. “Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!” derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.” (Kehf Suresi 49. Ayet)

“Yaratan (yarattığını hiç) bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.” (Mülk Suresi 14. Ayet)

“İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın.” (Kâf Suresi 18. Ayet)

59-MÜBDİ

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el- Mübdi 'dir

Mübdi, İlkin yaratan, “kainatı yoktan var eden” manasına gelmektedir.

Maddesiz ve örneksiz yaratıcı, yoktan yaratıp var eden.

Allah, bütün varlıkları yoktan yaratan ve varlığı başlatandır. Varlıkları hiçbir eşi olmadan yaratan O’dur. Yaratmaya il kez başlayan ve bunu tekrar eden Allah’tır. Allah, her şeyi örneksiz ve hiç yokken yaratmıştır. Varlığı ilk defa yaratan O’dur.

İlk yaratan ve sonra da tekrar yaratacak olan ancak odur. İlk yaratmayı da, yeniden hayat vermeyi de o yapar. Allah yaratışı ta başlangıçtan yapar. Başka birinin etki ve müdahalesi olamaz.

Allah Teâlâ, kâinâtı yaratırken daha önce bir benzeri ve örneği olmaksızın yaratmıştır. İşte esas yaratma denilen, ilk maddesi, örneği olmaksızın yaratmadır. Bu, yoktan var etmedir ve Allah’a mahsustur.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

“Yaratmaya başlayan, sonra onu tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sıfat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.”( Rûm Suresi 27. Ayet)

“O (Allah) ki, yarattığı her şeyi güzel yapmış ve ilk başta insanı çamurdan yaratmıştır.” (Secde Suresi 7. Ayet)

“Allah'ın, yaratmayı nasıl başlattığını, sonra bunu(nasıl) tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah'a göre kolaydır.”( Ankebût Suresi 19. Ayet)

“O’dur her şeyi yoktan yaratan, yarattığını tekrar edip, son olarak âhirette yeniden yaratacak olan.” ( Bürûc Sûresi, 13. Ayet)

De ki: “Allah’a koştuğunuz ortaklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu tekrarlayacak kimse var mı?” De ki: “Allah, başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu tekrar eder. O hâlde, nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” (Yûnus Suresi 34. Ayet) (Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

(Devam edecek)

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21

banner30