Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın Öğretisi-14

Allah’ın İsimleri (Esmâ-i Hüsnâ=En Güzel İsimler)-10

Allah’ın en güzel isimleri olan doksan dokuz ismini açıklamaya devam ediyoruz.

49-MECÎD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el-Mecîd'dir.

Sözlükte “asil, şerefli ve seçkin olmak” anlamındaki mecd (mecâde) kökünden türeyen mecîd “asil, şerefli, cömert olan” demektir.

Genellikle âlimler, mecîd ismini Allah Teâlâ’nın zâtına ve sıfatlarına yönelik olmak üzere iki açıdan yorumlamışlardır. Zâta yönelik yorum O’nu acz ve eksiklikten, yani yaratılmışlık özelliklerinden berî ve münezzeh tutmayı, fiillerine yönelik yorum da lütuf ve ihsanının çok olduğunu belirtmeyi amaçlamıştır.

El-Mecid ismi şerifinin iki manası vardır. Birinci manası, cömert ve ihsanı çok olandır. İkinci manasıysa, şan ve şeref sahibi demektir.

El Mecid, Şanı yüce ve kadri büyük, zatı şerefli, işleri pek güzel, nimeti ve ihsanı hudutsuz, azamet, şeref ve hakimiyeti sonsuz olan, sonsuz şeref sahibi anlamına gelmektedir.

Allah Teâlâ, her türlü eksikliklerden yücedir. Şânı büyüktür. Lütuf ve keremi çoktur. Her türlü övgüye lâyıktır. Affı, ihsânı, rahmeti ve yardımı sonsuzdur. Nimetleri saymakla bitmez.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

"Arş’ın sahibidir, şanı yüce olandır." (Bürûc Suresi 15. Ayet)

"... Kuşku yok ki O, her tür övgüye lâyıktır, şanı pek yücedir!” (Hûd Suresi 73. Ayet)

" Şu muhakkak ki rabbimizin şanı çok yücedir;..." (Cin Suresi,3.Ayet)

Yüce Allah'ın el-Mecîd ismi¸ Kur'an-ı Kerim'de iki âyette¸ bizzat Kur'an'ın sıfatı olarak da zikredilmiştir. "Hayır¸ o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır." (Bürûc suresi 21.Ayet) Yine bir başka âyette de el-Mecîd¸ Kur'an'a nispet edilmiştir: "Kâf. Şerefli Kur'an'a andolsun…"Kâf¸ 1.Ayet) Kur'an'ın el-Mecîd olması¸ el-Mecîd olan Yüce Allah'ın sözlerinin bir toplamı olmasındandır. Bu sebeple Kur'an-ı Kerîm¸ İslâm dininin en önemli unsurlarından birisidir.

50-BÂÎS

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ"’ dan biri de el -Bâîs'dir.

Sözlükte “harekete geçirmek, bir tarafa yöneltip göndermek, bir işle görevlendirmek; uykudan uyandırmak, diriltmek” gibi manalara gelen ba‘s kökünden türemiştir. Esmâ-i hüsnâ’dan biri olarak daha çok “ölüleri dirilten” anlamında kullanılır

El -Bâîs : Peygamberler gönderen, mahlukatı, ölü­münden sonra ahirette yeniden dirilten demektir.

Allah öldükten sonra insanları diriltendir. Allah kullarını gafletten uyandırmak için onlara peygamberler gönderen, elçilerle ve gönderdiği kitaplar ile ruhları uyandıran, kıyamet gününde ahiret hayatını başlatmak üzere ölüleri dirilten ve kabirlerinden çıkararak, yeniden hayata döndürendir.

El -Bâîs isminin bir tecellisini bahar mevsiminde görmekteyiz. Kışın ölen çiçekler, bitkiler, ağaçlar ve bir kısım hayvan türleri; baharın gelmesiyle diriltilir, hayat bulur. Bir bakarsınız; çiçekler açmış, rengarenk boyanmış, yeryüzü şenlendirilmiştir. İşte bütün ölü çiçeklerin canlanması, El-Bâîs isminin tecellisiyledir.

Ba’s, yani öldükten sonra diriliş, gerçekte ‘kabir âleminden mahşere çıkış’ demektir. Doğum, anne karnından dünyaya gelişin ismi, ölüm dünyadan kabre göçüşün ismi olduğu gibi, ba’s da kabirden mahşere çıkışın ismidir.Yani ba's yeniden diriltmektir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

İnsan: “Ne yani, ben öldükten sonra yeniden diriltilip kabrimden çıkarılacak mıyım?!” der. O insan, daha önce hiçbir şey değilken bizim kendisini yarattığımızı hiç düşünmez mi?

(Meryem Sûresi,66, 67.Ayetler.)

"(İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vaad ettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler." (Yâsîn Suresi 52. Ayet)

"Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor. De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir."(Yâsîn Suresi 78-79. Ayetler)

Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız. (Rûm Suresi 19. Ayet)

"And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler." (Âl-i İmrân Suresi 164. Ayet)

"İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi..." (Bakara Suresi 213. Ayet)

51-ŞEHÎD

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" ‘dan biri de eş -Şehîd'dir

Eş-Şehid Her şeyi bilen ve gören.

Eş-Şehid Her yerde hazır ve nazır olandır.

Eş-Şehid Her şeyi anında gören, her şeye şahit olan demektir.

Allah’ın ismi olarak Şehid, kendisinden hiç bir şey saklanamayan, her şeye şâhid, ve hiç bir şeyi unutmayan demektir.

Allah, hayır olsun şer olsun, gizli olsun açık olsun her şeyin Şehîd’i, en büyük şahididir.

Allah, mutlak surette herşey’i bilmesi bakımından Alîm’dir. Olayların ç yüzünü bilmesi yönünden Habîr’dir.(Haberdardır). Dış yüzünü bilmesi yönünden de Şehîd’dir.(Tanıktır).

Allah ezeli ve ebedidir. Mutlak olan tek varlıktır. Zamana ve mekana bağımlı değildir. Bu nedenle geçmiş ve gelecek kavramları Allah katında birdir. Allah geçmişte olan bütün olayları da gelecekte olacak olanları da bilir.

Kainatın ilk yaratıldığı andan itibaren, yok olacağı kıyamet gününe kadarki son ana kadar her şeye şahit olandır. Yaşanan her olayı, yapılan her davranışı ve konuşmayı bilir. Allah katında gizli olan hiçbir şey yoktur. O’nun için gündüzün aydınlığı da gecenin karanlığı da birdir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

"De ki: "Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah kâfidir. O, kullarını çok iyi bilip görmektedir." (İsrâ Suresi,96. Ayet)

"İşte Allah, görünmeyeni de görüneni de bilendir, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir." (Secde Suresi 6. Ayet)

"Allah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahittir." (Mücâdele Suresi, 6. Ayet)

"Göklerde ve yerde olanları Allah'ın bildiğini görmüyor musun? Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncüsü mutlaka O'dur. Beş kişinin gizli konuştuğu yerde altıncısı mutlaka O'dur. Bunlardan az veya çok olsunlar ve nerede bulunurlarsa

bulunsunlar mutlaka O, onlarla beraberdir. Sonra kıyamet günü onlara yaptıklarını haber verecektir. Doğrusu Allah, her şeyi bilendir." (Mücâdele Suresi,7. Ayet)

" (Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır." (Yûnus Suresi 61. Ayet)

"...Şüphesiz Allah her şeye şahittir.(Tanıktır) (Hac Suresi, 17. Ayet)

52-HAK

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" dan biri de el -Hak'dır

Hak, “bizzat ve sürekli olarak var olan, gerçekliği mevcut bulunan, varlığı ve ulûhiyyeti fiilen tahakkuk eden” manasına gelir

El-Hakk Ahirette hakkı batıldan ayıran, hak sahiplerine haklarını zalimlerden alıveren.

El-Hakk Varlığı hiç değişmeden duran. Allah Teâlâ, varlığı ve ilâhlığı kesin olan, inkârı mümkün olmayandır.

Hakk, varlığı hakikî bulunan zâtın ismidir. Yani, varlığı daima sâbittir. Allah Teâlâ’nın zâtı, yokluğu kabûl etmediği gibi, herhangi bir değişikliği de kabûl etmez. Hakikaten var olan yalnız Allah’tır.

Tartışmasız ve şüphesiz olan gerçeğe hak denir. Allah’ın hak olması, onun varlığının kesin olmasıdır. Allah-u Teâla Hakk’tır ve hakkın ta kendisidir. Varlığı zaruri, yokluğu asla düşünülemeyen, hem ezeli hem de ebedi olandır.

Allah’ın zâtı hak olduğu gibi O’ndan gelen ve O’na rücû eden her şey de haktır; ayrıca emrettiği ve yasakladığı hususlar uyarınca hareket etmek de kullar için haktır yani gereklidir

Fizik âlemindeki bütün değişmez kanunlar, Hak isminden bir tecelli taşırlar.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

"Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O’nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür." (Hac Suresi, 62. Ayet)

De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.” (İsrâ Suresi 81. Ayet)

"...Allah'ın apaçık hak olduğunu bileceklerdir." (Nûr Suresi 25. Ayet)

De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." (Kehf Suresi 29. Ayet)

"Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir; O'ndan başka taptıkları ise hiç şüphesiz bâtıldır. Gerçekten Allah çok yüce, çok uludur." (Lokman Suresi 30. Ayet)

"Gerçek hükümdar olan Allah yücedir..." (Tâ-Hâ Suresi 114. Ayet)

"İşte O, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah’tır. Hak’tan sonra sadece sapıklık vardır. O hâlde, nasıl oluyor da (Hak’tan) döndürülüyorsunuz?" (Yûnus Suresi 32. Ayet)

"Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki hüküm yalnız O'nundur ve O hesap görenlerin en çabuğudur." (En’âm Suresi 62. Ayet)

Aynı şekilde, bir insan, Allah’a ‘ilâhî fermanın bildirdiği gibi’ inanıyorsa, bu inancı haktır. Bunun dışındaki inançlar bâtıldır; çünkü hakikate zıttırlar.

53-VEKÎL

Allah'ın en güzel isimleri olan "Esmaü'l-Hüsnâ" ‘dan biri de el Vekîl'dir.

Sözlükte “işinin görülmesini başkasına havale etmek” anlamındaki vekl (vükûl) kökünden türeyen vekîl “işin havale edildiği kimse” demektir. Terim olarak “bütün yaratıkların işlerinin görülmesinde güvenilip dayanılan, bu konuda tam yeterli olan varlık” manasına gelir.

Vekîl, yaratıkların dünyada ve ahirette işlerini hakkıyla yerine getiren, rızıkları veren, tevekkül etmeye (kendisine güvenilmeye) lâyık olan demektir.

Vekîl, (Güvenilen Dayanılan): Allah’u Teâlâ bizlere kâfidir ve O ne güzel Vekîl’dir.

El-Vekîl : Kendisine tevekkül eden kullarının işlerini en iyi sonuca ulaştıran O’dur.

El-Vekîl : Kendisine güvenilip dayanılan yüce yaratıcımız O’dur.

El-Vekîl : Tevekkül edilerek, yapılacak olan işleri Allah’a bırakanların dilek ve isteklerini en iyi bir biçimde yerine getirecek Vekil’dir.

El-Vekîl : Allah’a güvenip dayanılan ve her türlü işlerin çözümü yalnızca Ona bırakılan Vekîl O’dur. Kendisine güvenilir ve dayanılır.

Vekîl, bir kimsenin, bir işi yapmak için kendi yerine koyduğu, işini havâle ettiği kimse.

Allah Vekil’dir. Yaratıp varlık âlemine çıkardığı mahlukunu şu dünya sıkıntıları altında bir başına bırakmamıştır. Allah, neticeye ulaşmakta aciz olan mahlukatın imdadına yetişmiş, güç yetiremedikleri işler karşısında kendisini vekil kabul eden ve güvenenlerin işlerini üzerine almıştır.

Kul her vakit aczini bilerek, elinden gelen maddî veya manevî her işinde gerekenleri yaptıktan sonra neticeyi Allah’a bırakmalı, Ona dayanıp ona tevekkül etmelidir.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerimde bazı ayetlerde şöyle buyurmaktadır:

"Onlar öyle kimselerdir ki, halk kendilerine, “İnsanlar size karşı ordu toplamışlar, onlardan korkun” dediklerinde, bu söz onların imanını artırdı ve “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!” dediler." (Âl-i İmrân Suresi 173. Ayet)

"O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse yalnız O'nun himayesine sığın." (Müzzemmil Suresi 9. Ayet)

"Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter." (Nisâ Suresi 81. Ayet)

"Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter." (Nisâ Suresi 132. Ayet)

"(Ey Muhammed!) Yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter. O'ndan başka ilâh yoktur. Ben sadece O'na güvenip dayanırım. O yüce Arş'ın sahibidir." (Tevbe Suresi 129. Ayet)

"Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar."

(Âl-i İmrân Suresi 160. Ayet)

"...Kim Allah’tan korkarsa Allah ona bir çıkış yolu yaratır. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter..." (Talâk Suresi 2 ve 3. ayetler)

"Allah'a güven, Allah, vekil olarak yeter." (Ahzâb Suresi 3. Ayet)

(Bu yazı,Diyanet İslam Ansiklopedisinden yararlanarak hazırlanmıştır.)

(Devam edecek)

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner30