İyi bir hikâyeniz olmasını istiyorsanız

   

Hayata dair ne çok plan yapıyor insan. Şüphe yok ki her geçen gün yanımızdan, yakınımızdan birileri ölüyor, bu âlemi terk ediyor. Etrafında bunca ölümler yaşanırken hayatında hiçbir değişim yaşamayan insanı değiştirecek olan yine ölüm olacaktır.

 

Hız, çağımızın en çok üzerinde durduğu kavramların başında geliyor. Hızlı akan bir zamana karşı insanların en çok istediği düşünce ise hayata yetişmek için hızlanmak. Hızlı yaşamak, yaşanılan hızın üstünde bir gayret gerektiriyor. Bu gayreti göstermedikten sonra hız tutkusunu anlamlandırmak çok da makul olmasa gerekir. Ne kadar hızlı yaşanırsa yaşansın dünya ölümü uzaklaştıramıyor kendinden. Madem ölüm var önünde insanın hayatın hızına değil de hayatın her anının kalitesine ve anlamına varmak daha makul olmaz mı?

 

Bir çok kez yazdık, söyledik yine de söylüyoruz ki  hayata çok anlamlar yüklüyor insanoğlu diye . Belki de çok anlam yüklemek değil doğru anlamlar yüklemek gerekir şu hızla tükenen ömrüne. Kalıcı olanı, kaliteli olanı, paylaşımcı olanı tercih etmedikçe ne gerçek anlamda mutlu olacak ne de hızlı geçen hayattan geriye insandan kalıcı ve kaliteli izler kalacak. Kişisel hayallerin, beklentilerin uğrunda bir girdabın içinde kendini hapseden insan hep bir arayışın serabında bulacak kendini. Hikâyenin sonunda gelinen nokta pişmanlıktan başka bir sonuç doğurmayacak.

 

Herkesin kendine göre, yaşadığı hayatında bir hikâyesi vardır. Hepimiz biliyoruz ki kimi hikâyeler kişi daha hayattayken bile anlamlarını kaybedebiliyor. Aksine kimi hikâyeler ise öldükten sonra çok daha büyük değer kazanabiliyor. Unutulmaması gerekir ki hayatı düzgün olanın hikâyesi de kalıcı ve düzgün olur. Hep kendi çıkarını düşünen, hep dünya onun için dönsün isteyen, adeta egosunu ilahlaştıran kişilerin hikâyelerini kimse sevmez ve esamileri okunmaz. Kişisel tatminleri için olayları kendi penceresinden değerlendiren ve yorumlayanların hikâyeleri asla istedikleri gibi kalıcı olmayacaktır. Onlar yaşarken dahi unutulmaya mahkûmdurlar. Hikâyesinde çevresini kendisine birer araç olarak gören kişinin dünyaya bakışı âlemi aptal yerine koyan kişi gibidir. Hâlbuki aptal olan kendisidir.

 

Mutlu olmanın yolunun mutlu etmekten geçtiğini fark edemeyen insan hep bir arayış içinde olacaktır. Başkasını mutlu etmenin yolunun ise ilk şartı ona değer verdiğini göstermek olduğunu bilmedir insan. Dünyayı cennete çevirmenin yolu dünyalıklara sahip olmak olmadığını her insan bilmese de her Müslüman bilir ya da bilmelidir. Bu söylediğimiz Müslüman’ın dünyası olmasın, dünyalığı olmasın değildir. Bu dünyalıklar uğrunda dünyasını kaybetmemektir. Egosunun doyumsuz isteklerine kendini ve çevresini kurban eden insan ne bu dünyada ne de öteki âlemde mutluluğa ulaşacaktır. Geriye kalacak sadece pişmanlık ve hamallık olacaktır.

 

İyi bir hikâyeniz olmasını istiyorsanız yakın ve uzak çevrenize bakınız. Mutlu ettiklerinize bakın. Mutsuz ettiklerinize bakın en önemlisi hayata karşı duruşunuza bakın.

 

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21