İkinci 7 Haziran Vakasına hazır mısın Türkiye?

Türkiye’de seçimler hep renkli geçmiştir. Bu seçimler de her yönüyle renkli geçeceğe benziyor. Türkiye seçimlere her dönem siyasiler tarafından büyük anlamlar yüklenerek tarihi önemde olduğu hissi uyandırılarak heyecanı canlı tutulmak istenmiş. Bu çaba ve gayretler bu seçimde de oluşturulmuş görünüyor. Şu bir gerçek ki seçimler özellikle çok partili siyasi hayata geçtiğinden beri Türkiye’nin önünü açıcı kilit rolünü üstlendi.

Sonda söyleyeceğimizi başta söylediğimizdeki sözümüz şudur ki bu seçim “İkinci 7 Haziran” Vakasını yaşayacağa benziyor Türkiye. Halkın isteklerine kulak tıkayan, kendini yenileyemeyen, ne oldum delisi olan, adalet ve hakkaniyet çizgisini kaybeden, alttan gelen sesleri duymayan ya da duymazlıktan gelinen yerde sonuç değişmiyor. İbret alınmadığı yerde tarih tekerrür ediyor. Türkiye 16 yıldır siyasi istikrarın kazanımlarıyla geçmişte kaybettiği, çok önceden yapması gereken şeyleri yaptı. Geçmişte yapması gerekenleri ancak bugünlerde yapabildi. Geleceğe dair daha büyük beklentiler içine giren halkın istekleri ise işitilmedi. Bu istekler duyulmayınca, dünde söylenenler nakarat şeklinde tekrara gidildiği yerde halkın da tepkisi uyarı mahiyetinde oluyor. Halk 7 Haziranda Ak Parti iktidarını uyarmıştı. Halkın verdiği uyarıyla birileri cesaretlenmiş şer hesaplar yapılmaya başlanmıştı. Ellerini ovuşturanları görünce halk, verdiği uyarıya bir nevi vatan ve millet düzleminde pişman olmuştu. İktidar da 7 Hazirandan gerekli dersler çıkardığını söyleyerek 1 Kasım seçimlerine gitmiş ve halk Ak Partiye yeniden büyük destek verdi.

 

15 Temmuz gibi Türkiye’nin dengelerini derinden sarsacak hain darbe girişimi olunca halkın iktidardan beklentileri bu şer zihniyetin tasfiye edilmesi ve adaletsizliğe fırsat verilmemesi oldu. Sonuçta ortada öyle bir örgüt var ki devletin en kılcal damarlarına kadar sirayet etmiş şer bir örgütten bahsediyoruz. Bu alçak darbe girişimini yapan örgütle gerçek anlamda bütün kurumlar mücadele etmezse gelecekte ülke için daha büyük bir felaketler olabilir. Devletin ve milletin zaafiyete düştüğü yerde halkın nasıl kendini tankların altına attığını bu millet içeriye ve dışarıya gösterdi. Aslında bu herkese ders olmalıdır. Bunu unutmadan ve bunu istismar etmeden siyaset kurumu bu millete yeni ufuklar çizmelidir.

 

24 Haziran seçimlerinde son düzlüğe girilirken seçmenlerdeki kafa karışıklığı netleşmeye başladı. Muhalefetin bir çatı altında birleşerek oluşturduğu konsept “Erdoğan” gitsin üzerine kurulmuş. Vaat olarak Erdoğan’ın yaptıkları ya yıkılacak ya da satılacak anlayışı siyasette sığlık oluşturuyor. Umuttan çok düşmanlık ve husumet üzerinde bina edilen bir siyaset halkın umuda karşı oluşturduğu özlemini sukutu hayale uğratıyor. İktidarın ise sürekli aynı şeyleri söylemesi, yeni heyecanlar ortaya koymaması halkın umutlarını tüketen başka bir açmaz. Halk; “Büyük Türkiye” hayali kuracak, yeni söylemlerin ve heyecanların beklentisi içindeyken kısır siyasi çekişmelerle uğraşılmasının hayal kırıklığıyla seçime gidiyor. Bu seçimde en dikkat çeken unsur halkın heyecansızlığı ve bir o kadar da  geleceğe karşı bir beklentisizliğinin olmamasıdır.

 

Türkiye bu seçimle tam anlamıyla başkanlık sistemine geçecek. Bugüne kadar Ak Partiye oy verenler hem bir uyarı vermek istiyorlar hem de bu zamana kadar elde ettikleri hakların kaybedilmesi endişesini taşıyorlar. O nedenle Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a milletvekilliği seçiminde MHP ya da Cumhur İttifakına oy vermenin kararına yakın duruyorlar. Bir taraftan da 7 Haziranın endişesini taşıyorlar.  “Millet İttifakı”  her hamlesini “Erdoğan Karşıtlığı” üzerine  kurmuş ve bir cephe oluşturmuş. HDP’nin bile kazanmasında beis görülmüyorsa vicdanı vatan ve millet için çarpan insanların karar vermesi zorlaşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın böyle muhalefetle seçime gitmesi kendi için avantaj olsa da Türkiye için talihsizliktir. Hazır mısın Türkiye “İkinci 7 Haziran vakasına” ? Ne diyelim karar da söz de milletin.

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21

banner30