Hastalık iyileşiyor da hasta ruhlular iyileşmiyor

Yaz tatili bitti. Hayat biraz da olsa normale döndü bizim için. Uzun bir yoğunluk ve yorgunluk nedeniyle ara verdiğimiz köşe yazılarımıza bu hafta başlayalım dedik. Başlarken de biraz hayata dokunan şeylerden yazalım istedik. İnsan olarak yaratılmak ve insan olabilmek büyük meziyettir vesselam. Yaratılış gayesine uygun davranmak, insanın özünü yani mayayı bozmamak insanı kerim kılan hasletlerdendir. Hayatı ruhuna uygun yaşamalı, özü bozmamalı insan.

Doğmak gibi gerçektir ölümlü olmak gibi. Bu iman ve ikrar üzerinde yaşarsa asla hüsrana uğramaz insanoğlu. Doğumdan başlayıp ölüm anına kadar geçen zaman imtihan süresidir bizler için. Bu sürede gösterilen her türlü sabır, sebat, gayret ve samimiyet gerçek anlamda imanımızı ve hazırlıklı durumumuzu gösterir.

Acı da, keder de sevinç de her şey biz insanlar içindir. Bunu içselleştirdiğimiz anda hayat normal akışında sürüp gider. Akışın içerisinde kaderin tecellisinin gerçekleşeceğine inanmak ve tedbirleri alarak yaşamak Müslümanca ve insanca bir tutumdur. Evet, Allah’tan geldik, O’na döneceğiz. Bütün iyi ve kötü olaylarda tedbiri alacağız takdiri Allah’a bırakacağız. Bunu yaparken de samimi olacağız. Samimiymiş gibi yapmayacağız.

Dünyayı kasıp kavuran ne olduğu tam da belli olmayan bir virüs ile dünya boğuşuyor. Dünya küresel bir köye dönüşmesi hasebiyle dünyanın bir ucunda meydana gelen koronavirüs adlı mikrop tüm dünyayı etkiliyor. Ve sonunda mikrop ülkemizde de binlerce can aldı, almaya devam ediyor. Bu gidişle almaya da devam edecek. İnanan insanlar olarak şunu biliyoruz ki ölüm bir gün gelecek ister korona olsun ister başka bir sebeple olsun mutlaka gelecektir. Koranadan kurtuluş vardır lakin ölümden kurtuluş yoktur. Öleceğiz diye tedbirleri mi bırakalım ? Elbette hayır. Tedbiri alıp takdiri Allaha bırakmak insana düşen görev olmalıdır.

Tedbir takdiri bozmuyor bunu kendi yaşadığımızdan bir kez daha anladık. Bizler virüsün çıktığı ilk günlerden itibaren kaymakamlık bünyesinde oluşturulan Sosyal Destek Gruplarında ev ev, köy köy dolaşarak vatandaşlarımızın imdadına yetişmeye çalıştık. Tedbirleri alarak hem kendimizi hem de ailemizi korumaya çalıştık. Hep korktuğumuz eve bu virüsü getirme endişesi ile görev yaptık. Rabbimize şükürler olsun ki bizden kaynaklanan bir sıkıntı olmadı.Kim bilir bunda belki de insanların duası vardır. Mamafih anne ve babama onlar da burada tedbirlerle yaşarken gittikleri yaylada bu mikrobu alarak kendilerine ve bize de bu virüsü bulaştırdılar. Bakıldığında en güvenilir olarak görülen yaylada bu hastalığa yakalanmak insanı kahretse de kaderi doğru anlayan inananlar olarak buna razı olmaktan başka çaremiz olmadı. Ancak bunu yaylaya getirenler virüsün temaslıları bunu gizlemiş, getirmiş kendilerini hasta ettiği gibi başkalarını da hasta etmiştir.

Allah’a şükürler olsun ki annem, babam, eşim ve ben yakalandığımız koronavirüs hastalığından tedavi olarak kurtulduk. Annem ve babam kronik rahatsız olmalarına rağmen annem bir hafta Of Devlet Hastanesinde tedavi olup taburcu olarak bizler de evde dinlenerek Rabbimizin, doktorların ve bizi sevenlerin duaları sayesinde iyileştik. Çok şükür ki bizler bu hastalığı hafif atlattık. Çok daha ağır seyreden hatta kurtulamayan, ölümü koronadan olan insanlara şahit olduk.

Demek ki bizim imtihanımız devam ediyor. Nerede, ne zaman, nasıl öleceğimiz bilinmediği için Allah bize hayırlı yaşam ve hayırlı ölümler nasip etsin. Toplum olarak kara bir cehaletin içinde bulunuyoruz. Kimileri işi hafife alırken kimileri de aşırıya kaçarak olmayacak davranışlar sergileyerek tavır ve davranışlarıyla insanların kırılmasına, üzülmesine neden oluyor. Çevremizde hastalığa yakalanan insanlara sanki öcü gibi bakan bir kesim var ki evlere şenlik. Hastalığa yakalananı gördüğünde abartılı bir şekilde kaçan, güya kendini koruma refleksi gösterdiğini zanneden ancak karşıdakine adeta bir uzaylı, bir cüzzamlı gibi davranan hastalıklı insanlarımız var. Yaptıkları hareketle kendileri komik duruma düştükleri gibi karşısındakinde büyük hayal kırıklığı ve üzüntü yaşatıyorlar.

Hastalık süresince insan nasıl geçirirse geçirsin bir kere bu hastalığı gizlememelidir. Gizlediğinde bir çok insanın hastalanmasına belki de ölümüne neden olmaktadır. Bu da bir kul hakkıdır. En iyi şartta bu hastalığı geçirseniz de evde hapissiniz, özgürlüğünüz kısıtlanıyor, ne olacak, nasıl olacak gibi stres yaşıyorsunuz. Hemen hemen herkeste özellikle de yaşlılar önemli beklenti içine girerek arayan aramayan herkesi not ederek filanca aramadı, falancı sormadı gibi adeta çetele tutuyorlar. Onları anlamak ve aramak gerekiyor. Sağ olsun eşimiz ve dostumuz aradı sordu. Aramasını umduğumuz bazıları aramazken, aramasını ummadıklarımızın araması da farklı duygular oluşturduğunu belirtmek gerekir. Her şeyin bir usulü olduğu gibi aramak ve aramanın ruhunu kaçıran moral vermek yerine moral bozan insanların olması kaş yapayım derken göz çıkarır cinsten örneklerdi bu yolda. Biz de kırılmasak da bazılarını not ettik gönül defterimize. Arayan, aramayan, soran, sormayan herkese teşekkür ediyorum. Hastalık Allah’tan gelmiş hastalığı gizleyecek, bundan alınacak bir hareket içinde bulunmak abesle iştigaldir. Ülkemizde ve ilçemizde gayretle ve fedakarlıkla çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Rabbim işlerini kolaylaştırsın. Rabbim onlardan razı olsun. Allah onlara ve tüm hastalarımızın yar ve yardımcısı olsun. Tekrar diyorum ki Allah’ım hayatımızın her anında imtihanımızı kolay eylesin. İstikametten ayırmasın.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa YAŞAR
Mustafa YAŞAR - 2 hafta Önce

Amin. Tekrar geçmiş olsun hocam.

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21