EVDE KAL TÜRKİYEM

Son yaşanılan Koronavirüs Salgını ile bir kez daha gördük ki dünya küresel bir köye dönüşmüş. Dünyanın en ücra köşesindeki bir felaket öteki uçtaki kişileri etkileyebiliyor. Neresinde olursa olsun, kimi etkiyorsa etkilesin bu acıya sevinilmeyeceğini çok net olarak gördük. Yaşamak için, kürsel kalkınma için insanlık dayanışma içinde olmalıdır.

Dünyada olumlu ya da olumsuz her yönüyle farklıkları yaşayan, farklı ülkeyiz. Haini de kahramanı da aynı anda yaşatan, içinde barındıran bir yapımız var ülke olarak. O nedenle ülke içinde millet ve memleket hayrına yapılan bir iş toplumun bir kesimini mutlu ederken, başka bir kesimini mutsuz edebiliyor. Hatta buna karşın o kadar ki millet ve memleket namına iyi giden, güzel yapılan ne varsa görmezden geliniyor, ona en alakasız tarafından bakılarak karşı çıkılabiliyor. Bu mahlûklar adeta kıskançlıklarından kuduruyorlar. Ne diyelim bu ve benzeri hastalık ruhlu insanları Allah ıslah etsin.

Yeryüzünün dengesini bozar, fesat çıkarırsanız felaketlerin müsebbibi olursunuz. İnsanoğlu doymayan gözü, tükenmeyen istekleri yüzünden yeryüzü fesada boğuldu. Her geçen gün yeni insanlık felaketlerle karşılaşıyor. İnsanlık bu felaketlere de çok övündüğü bilgi düzeyi çare bulamıyor. En küçük bir mikrop tüm insanlığı esir alabiliyor. Aslında bütün mesele Allah’a karşı olan görevimizi unutup, isyan etmekten, dolayısıyla ilahi sistemi bozmamızdan kaynaklanıyor. Belki de yeryüzünde ilahi sistemi bu kadar bozan, ona isyan eden hiçbir dönem yaşanmamıştır. Onun için bu döneme ahır zaman denmesi boşuna değildir.

Müslümanlar olarak en çok dikkat etmemiz gereken hasletlerden birisi hiç şüphesiz kul hakkıdır. Hangi dinden olursa olsun başkalarının hakkını çiğnemek kul hakkıdır. Bununla birlikte insanların güvenliklerini, psikolojisini bozucu söz ve haberleri yaymak da birer kul hakkıdır. Maalesef son günlerde yaşadığımız hadiselerde toplumu yanlış yönlendiren sansasyonel haber yapacağım diye paylaşımlarda bulunanlar bu hususu göz ardı etmemeliler.

Allah için yaşayan Allah’a kavuşmaktan yani ölümden korkmaz. Her Müslüman bu şuurda olmalı ve yaşamalıdır. Müslüman’ca yaşamak, Müslüman’ca ölmek şiarımız değilse yaşadıklarımızı gözden geçirmeliyiz. Yaşanılan Koronavirüs olayı ile alınan tedbirler inanç ve itikat dünyamızda sarsıcı etkiler yapmasının yanında sosyal hayatımıza da bazı kısıtlamalar getirdi. Tüm kısıtlamalar ve alınan kararlar insan hayatını korumak içindir. Bir insanın yaşadığı sağlık sorunu başka insanın hayatını etkiliyorsa bunu devlet görevlilerine, kolluk kuvvetlerine bırakmadan kişiler kendisi sınırlandırma getirmelidir. Kıyamet alameti gibi elinde telefonu olan iki cümle kurabilen kendini bir yerlere konumlandırıyor, doğruluğuna yanlışlığına bakmadan kulaktan dolma bir bilgi ile bilgi kirliliği yaparak toplumun huzur, güven ve psikolojisini bozarak sosyal medya mecralarından yayımlayarak beğeni almanın derdine düşenler oluşturdukları yanlış algılarla kul hakkına girmiyorlar mı? Ne yazık ki son zamanlarda yaşanan bu nevi olaylar karşısında devletimiz ülke çapında birim kurarak bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu da devletin, milletin kaynaklarının boşa harcanmasına yol açıyor. İlahi ve beşeri uyarılara uyarsak, tefekkür ve tezekkür edersek bu karanlıktan çıkarız inşallah. Allah sonumuzu hayır eylesin. “EVDE KAL TÜRKİYE” uyarısına ikinci emre kadar kendimiz ve çevremiz için uyalım lütfen! Allah yar ve yardımcımız olsun.

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21

banner30