Eti internet yedi

Bir kaç yıl önce doğuya öğretmen olarak atanan yakın bir arkadaşım vardı. Sık sık öğrenci evimize misafir olduğundan pek içli dışlıydık. Gözden uzak olan gönülden ırak olur ya üniversiteden sonra eskisi kadar sık görüşmesek de irtibatı sosyal medyanın marifetleri sayesinde tam olarak koparmadık.

 

Atandıktan yaklaşık bir yıl sonra kendisiyle bir yazışmamız esnasında maddi sıkıntılar çektiğini söyleyince çok şaşırdım. Atandığı ilk zamanlarda bulunduğu nahiyede imkanların ne kadar sınırlı olduğundan bahsedip duruyordu, alışveris yapmak söyle dursun sevdiği makarnayı dahi bulmanın kendisi için bir şükür sebebi olduğunu söyleyen sanki başkasıydı. Nasrettin hocanın iki dirhem kedisinin üç dirhem eti yemesi misali basit bir hesap yaptım hemen. Ev kirası şu kadar olsa, el kadar kızcağız da bu kadar yese... Mesleğim icabı gelire de aşinayım... Eti kedi yemiş olamaz anladım hemen. Peki ne oldu da arkadaşımın doğuda zor şartlarda kazandığı parayı birileri elinden alıverdi.

        

Morhipo, Tozlu, Hepsiburada... hepsi burada değil ama bu bir kaç örnek bile size eminim çok şey hatırlattı. Evet, online alışveriş siteleri.. Mağdur arkadaşımla bu konu üzerine bir hayli sohbet ettim. Çevresinde imkan olmamasından dolayı internet üzerinden alış veriş yapmaya başlayınca sitelerin indirim, puan adı altında dolambaçlı kampanyalarının; bireysel reklamlarının içinde bulmuş kendini.. İşin içine bir de kredi kartının taksit tuzağı da girince ayda şu kadarcık ödeyeceğim diyerek, bazen sevdiğinden bazen de sırf canı sıkıldığından almış da almış.. 

 

Hatta annesi kendisini ziyarete gelince kızım sen kırkayak mısın diye kendisine çıkışınca çok şaşırmış. Zira kırkayak argoda arkadan iş çeviren düzenbaz anlamında kullanılan modern bir terim. Kendisinin arkadan iş çevirebilecek bir insan olmadığına bizzat kendim de şahitlik edebileceğim için ben de duyunca çok şaşırdım.

 

Meğer annesi arkadaşımın ayakkabılarının sayısına gönderme yapmış. Peki bu alışveriş çılgınlığı sadece canı sıkılan taşrada  imkansızlıklar içinde memurluk yapanları mı tehdit ediyor.. İşte asıl mesele burada.

 

Online alışverişe temkinli yaklaşmamız için sayısız neden var. Ancak ulusal birçok firma bu büyük pastadan pay almak için son yıllarda adeta bir köşe kapmaca yarışına girdi. Ulusal kanallarda sayısız reklamlar dönmeye başlayınca da bu işi kısa sürede kabullenilecek seviyeye getirmeyi başardılar. İşin tuzu biberiyse mesafeli satış kanunun tüketiciyi koruyan düzenlemeleri oldu..Bu durumun klasik alışverişe nazaran bir çok avantajı olduğunu da inkar edemem.

 

Ancak şunu kabullenmeliyiz ki toplumun zar zor kazandığı emeğini yağmalamak isteyen bir güçle toplumun kendisi arasında fark edilemeyen bir savaş cereyan ediyor. Yağmacıların cephesi kuvvetlendiren son gelişme ise yeni nesilden daha akıllı cep telefonlarının da satıcıların cephesinde bu savaşa dahil olması oldu. Çünkü zaman ve mekan problemi de satıcıların lehine çözülmüş oldu. Allah aklımızı tüketime karşı uyanık tutsun.

 

Seher Bayraktar Uzun

YORUM EKLE

banner15

banner16

banner19

banner22

banner21

banner30